20 Eylül 2011 Salı

Lady Chatterley’in Sevgilisi – D.H.Lawrence

Lawrence, en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Lady Chatterley’in Sevgilisi’ni (Lady Chatterley's Lover) değişikliklerle ardarda üç kez yazar ve eser ilk kez 1928 yılında İtalya’da yayımlanır. Ele aldığı konu, cinsellik içeren bölümler ve yazarın kullandığı dil uzun tartışmalara yol açar. Eser uzun bir süre ahlaki nedenlerle İngiltere’de yayımlanmaz. "Bir soylunun karısının bir koru bekçisi ile kaçması" kabul edilemez. Oysa roman pek çok derin konuyu tartışmaya açmaktadır. Kadın erkek ilişkilerine büyük bir açık yüreklilikle getirdiği yorumla, içinde barındırdığı çatışmalarla (doğa-para kazanma hırsı, sınıf farklılıkları, beden-zihin, vs.) oldukça ilginç bir eserdir. Romanın ana karakteri Constance (Lady Chatterley) varlıklı aydın tabakadan gelen, eğitimli, yazarın ifadesi ile gürbüz, son derece enerjik, al yanaklı, köylü görünüşlü bir kızdır. Güzel Sanatlar Akademisi üyesi olan babası tarafından, sanatçılarla sosyalistler arasında gayet özgür bir ortamda yetiştirilmiştir. On sekiz yaşına vardığında cinsel deneyimler edinmiş, bağımsız, cesur bir genç kadın olmuştur. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle her şey altüst olur. O dönemde Almanya’da bulunan Constance İngiltere’ye döner ve Cambridge’li gençlerden oluşan yeni bir arkadaş çevresine girer. Orada yirmi iki yaşındaki Clifford Chatterley ile tanışır. Toprak ve maden ocakları sahibi soylu bir aileden gelen Clifford savaşta da teğmen olarak görev yapmaktadır. 1917 yılında Constance ile evlenirler. Constance’ın aksine, Clifford’ın evlilik öncesi cinsel tecrübesi yoktur. Daha da önemlisi, cinselliğe yaklaşımı Constance’ınkinden çok farklıdır. İki insan arasındaki ruhsal yakınlığın ve fikri uyumun cinsellikten çok daha derin ve kişisel bir anlam taşıdığına inanmakta, cinselliği ilişkide bir ayrıntıdan ibaret görmektedir. Böylece romandaki temel karşıtlıklardan biri olan kafa (düşünce) ve beden (dokunma) çatışması başlar. 1918’de Clifford’ın savaştan neredeyse paramparça dönmesi ve kötürüm kalması ile ilişki tam anlamıyla çıkmaza girer. Clifford artık iktidarsızdır. Constance için yaşam Orta İngiltere’nin sisli, puslu atmosferinde, maden ocaklarının ortasındaki sıkıcı yurtlukta giderek daha da çekilmez bir hal almaya başlar. Ta ki yurtlukta kocası için çalışan koru bekçisi Mellors’la tanışana kadar… İşçi sınıfından gelen, bir zamanlar orduda subaylığa kadar yükselmiş olan Mellors, her şeyi, hırsı, kadınlarla olan ilişkileri geride bırakmış doğa ile iç içe bir hayat sürmektedir. Endüstrinin geldiği noktadan, insanların gözünü bürümüş olan para hırsından adeta tiksinmektedir. Dokunmaya ve tensel ilişkiye Constance gibi önem vermektedir. Böylece ikili arasında tutkulu bir ilişki başlar ve olaylar gelişir. Her ne kadar romanın ana eksenini bu ilişki oluştursa da, bence, romandaki en ilgi çekici ve aynı zamanda karmaşık ilişki, Clifford ile bakıcısı orta yaşlı, dul ve becerikli Mrs. Bolton arasındaki ilişki… Mrs. Bolton’ın Clifford üzerindeki hiç beklenmedik nüfuzu ve Mrs. Bolton’ın Clifford’a karşı hissettiği sevgi-hayranlık-öfke-hatta yer yer nefret romanı ilginç kılan en önemli unsurlardan. Kitabın sanayileşmeye getirdiği eleştiri de dikkate değer…         

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder