21 Aralık 2011 Çarşamba

Gece Sürüyor – Soledad Puértolas

1947 doğumlu Soledad Puértolas Çağdaş İspanyol Edebiyatı’nın en üretken yazarlarından biri…1989’da Gece Sürüyor (Queda la noche) ile İspanya’nın önemli edebiyat ödüllerinden biri olarak kabul edilen Planeta Ödülü’nü almış. Gece Sürüyor bir kadın yazardan bir kadın öyküsü… Romanın ana karakteri Aurora Madrid’te gayet tekdüze bir yaşam sürmektedir. Bir ofiste çalışmakta, giderek kendisine daha fazla bağımlı hale gelen anne babasıyla beraber yaşamaktadır. Bir politikacı ile ne duygusal ne de tutkulu sayılabilecek gayri meşru bir ilişkisi vardır. Ancak ilişki nicedir çıkmaza girmiş gibidir. Yaz gelmiş, anne ve babası her yaz olduğu gibi yazlık evlerine gitme planları yapmaktadır. İşte bu ortamda Aurora yaz tatilini geçirmek üzere bir erkek arkadaşı ile beraber Hindistan’a gitmeye karar verir. Bu yolculuk, orada tanışacağı insanlar ve edineceği tecrübeler Madrid’e döndükten sonra da peşini bırakmayacaktır. Bir dizi gizemli ve tesadüfler üzerine kurulu olayın içinde bulacaktır kendini. Açıkça söylemem gerekirse romandan çok zevk almadım. Olayların gelişimi zorlama, karakterler de zayıf ve yüzeysel geldi. Özellikle de roman boyunca nedenini anlayamadığım biçimde sürekli soğuk, kayıtsız ve bezgin bir profil çizen baş karaktere bir türlü ısınamadım. Çevresindekilere “katlanma haline ve tavrına” anlam veremedim. Soledad Puértolas’tan okuduğum ilk kitap Gece Sürüyor…Açıkçası ilk fırsatta birkaç kitabını daha okumaya niyetim var.

5 Aralık 2011 Pazartesi

Johnny Sosa’nın Şarkısı – Mario Delgado Aparaín

Gayet sıkıcı bir kasaba, kasabada bir genelev ve genelevde bir bar… Barda her gece gitar çalıp kimsenin anlayamayacağı berbat bir İngilizce ile blues okuyan siyah bir müzisyen: Johnny Sosa. Bir hayalperest… Tıpkı Amerikalı Lou Bradley gibi tesadüfen keşfedilip üne kavuşacağı günlerin hayali ile yaşayan Johnny’nin hayatı, bir darbenin ardından kasabada sıkıyönetim ilân edilince aniden değişir. Askeri yönetim Johnny’e şöhret vaat eder. Açıkça dillendirilmese de Johnny’den beklenen işbirliği ve itaattir. Ağzında tek dişi bile olmayan Johnny, önce kendisine istediği gibi gülümseme imkânı verecek takma dişlere kavuşur. Ardından da müzik dersleri başlar. Bu arada baskı ve zulüm dört bir yanda kök salmaktadır. Kasabada kayıplar başlar. Önce kasaba radyosunun programcısı ortadan kaybolur. Ardından kasabada görevli birkaç öğretmen ve Johnny’nin sosis satıcısı komşusu… Johnny yavaş yavaş olup bitenlerin farkına varmaya başlamıştır. İçini bir huzursuzluk kaplar. Belli ki hayalleri uğruna ödemesi gereken bedel ağır olacaktır. Johnny artık bir seçim yapmak zorundadır. İnsan hayalleri için onurundan vazgeçebilir, baskıya ve zulme boyun eğebilir mi? Uruguay'lı yazar Mario Delgado Aparaín Johnny Sosa’nın Şarkısı (La Balada de Johnny Sosa) ile gayet mütevazı bir hikâye ile gayet iddialı sorular soruyor. Johnny’nin seçimini merak eden tüm kitap düşkünlerine hararetle tavsiye ederim.

4 Aralık 2011 Pazar

emperyal oteli – Attilâ İlhan

…………….
emperyal oteli’nde bu sonbahar
bu camların nokta nokta hüznü
bu bizim berhava olmuşluğumuz
bir nokta bir hat kalmışlığımız
bu rezil bu çarşamba günü
intihar etmiş kötümser yapraklar
öksürüklü aksırıklı bu takvim
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun kanıma girdin itirazım var
……………..