26 Mart 2012 Pazartesi

Zeliş (Tütün Zamanı) - Necati Cumalı

Necati Cumalı hiç şüphesiz 20. yy Türk edebiyatının en önemli ve en üretken isimlerinden biridir. Şiirden romana, öyküden tiyatro oyununa, denemeden günceye edebiyatın farklı türlerinde unutulmaz eserler vermiştir. Herhangi bir Cumalı eserini hiç okumamış olanlar bile, sinemaya da uyarlanan ve Türk sinemasının unutulmazları arasına giren Susuz Yaz’ı mutlaka bilirler. Ya da tiyatrolarımızda yıllarca sahnelenen ve seyirci tarafından çok sevilen Derya Gülü’nü ve Meryem’in hikâyesini…1921 yılında, bugün Yunanistan sınırları içinde kalan Florina’da doğmuş olan Cumalı, mübadele sonrası ailesiyle birlikte İzmir’in Urla ilçesine yerleşir. Nitekim, iki yaşındayken geldiği ve ilk gençlik yıllarının geçtiği Urla yazarın edebiyatında çok önemli bir yere sahiptir. Zeliş romanının giriş bölümünde Cumalı Urla’dan büyük bir sevgiyle bahseder: “….Yazar, şimdi size yeryüzünün bütün güzel kentleri gibi, İstanbul gibi, Roma gibi, ilçesinin de yedi tepe üstünde kurulduğunu söyleyerek övünürse çok görmeyin ona! Urla, unutulmuş, yoksul bir ilçe olabilir! Ama yoksul unutulmuş oldukları halde güzel olan şeyler vardır dünyamızda. Üstelik, o yoksul unutulmuş şeylerin, tutkunları, onlara tutkun oldukları için mutluluk duyanlar da vardır!” Nitekim, Zeliş romanı da Urla civarında geçer. Necati Cumalı Zeliş’te bir aşk öyküsü anlatır. Ailesine ait küçük, mütevazı tütün tarlasında çalışan Zeliş çalışkan, ne istediğini bilen, akıllı bir kızdır. Bir gün tesadüfen komşularının askerlik çağındaki oğlu Cemal’le karşılaşır ve iki genç birbirine aşık olur. Ancak ne aileleri, ne de Zeliş’te gözü olan rakipler iki genci rahat bırakmaz. Zeliş’le Cemal çareyi kaçmakta bulur. Zeliş tipik bir köy romanı aynı zamanda…İki gencin aşkının başlaması, gizli gizli mektuplaşmaları, kaçmaktan başka çarelerinin kalmaması, kaçışları ve sonrasında yaşananlar kim bilir bu topraklarda ne kadar sık yaşanmış ve yaşanmaya devam ediyordur. Gençlerin kaçtığını öğrenen ailelerinin tepkileri, yaşadıkları kavgalar, konunun resmi makamlara taşınması, polisin ve savcılığın konuyu ele alışları ve sonrasındaki gelişmeler hep çok tanıdık ve bir o kadar da trajikomik. Necati Cumalı’nın bu güzel romanını okuyun ve okutun derim…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder