16 Haziran 2012 Cumartesi

Deri Değiştirmek – Carlos Fuentes

1967 yılında yayımlanan Deri Değiştirmek (Cambio de piel), geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Meksikalı yazar Carlos Fuentes’in (1928-2012) en önemli eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. İlginç ve bir o kadar da okuması ve anlamlandırması zor bir roman. İspanya’da Franco yönetimi tarafından pornografik, Alman karşıtı ve Yahudi yanlısı olduğu gerekçesiyle yasaklanmış. Çok katmanlı okumaya fazlasıyla elverişli, yıllardır pek çok akademik çalışmaya konu olmuş farklı bir kitap Deri Değiştirmek. Carlos Fuentes, Julio Cortázar, Mario Vargas Llosa ya da Gabriel García Márquez gibi 20. yüzyıl dünya edebiyatına getirdikleri yeniliklerle damga vurmuş Latin Amerikalı yazarların eserlerini değerlendirirken, içinde bulundukları ve eser verdikleri dönemi ve bu dönemin edebiyata getirdiği farklılıkları da hesaba katmak gerekiyor.

Deri Değiştirmek tıpkı Cortázar’ın Seksek romanı gibi değişik bir teknikle yazılmış. Geleneksel roman biçimine ve anlatımına alışkın okuyucuya rahat bir okuma yapma imkânı vermiyor. Dört ana karakter ve bir anlatıcı ile karşı karşıyayız. Bu anlatıcı bir yandan olayları aktarırken, bir yandan da karakterlerden bazılarıyla diyalog halinde. Bu diyaloglar sırasında roman kahramanlarının geçmişleri hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Ancak hep dolaylı yollardan ve asla kronolojik olarak değil. Anlatım tekniği açısından oldukça yorucu bir roman Deri Değiştirmek 

Çok katmanlı okumaya elverişli olduğundan bahsetmiştim. Okuyucu romana bir yol ve yolculuk romanı okuyormuşçasına yaklaşabilir. Nitekim roman kahramanlarımız Javier, Elizabeth, Franz ve Isabel Meksiko Kenti’nden Veracruz’a gitmek üzere bir arabayla yola çıkarlar. Ancak arabaları arıza yapınca tarihi Cholula kentinde bir gece geçirmek zorunda kalırlar. Roman işte tam da bu noktada başlar ve tam yirmi dört saat sonra sona erer. Ancak kahramanlarımız açısından upuzun bir süredir bu. Geçmişe dönüşler, içsel ve karşılıklı hesaplaşmalar, pişmanlıklar birbirini izler. Zamanda ve mekanda sancılı bir yolculuk başlar. Büyük bir yazar olma idealiyle yola çıkmış Meksikalı, kırklı yaşlarını süren Javier’in bu idealine ulaşamaması ve yaşadığı hayal kırıklığına tanıklık ederiz. Üniversitede ders veren ve BM için çalışan Javier bu başarısızlığını, Yahudi kökenli, Amerikalı karısı Elizabeth’e mal etmektedir. Karısının tükenmek bilmeyen cinsel ve duygusal arzularına cevap vermek adına yeteneklerini harcamış olduğuna inanmaktadır. Elizabeth ise Javier’in aşkı uğruna ülkesini terk etmiştir. Okuyucu aşk ve tutkuyla başlayan bir ilişkinin nasıl tükenişe doğru adım adım sürüklendiğine de tanıklık eder. Kâh New York’a, kâh Rodos Adası’na, kâh Meksiko Kenti’ne gider çiftin peşinden. Bu açıdan bakıldığında bir aşkın ve evliliğin seyridir aynı zamanda Deri Değiştirmek. Kitaba bu şekilde yaklaşmak okuyucuya belli bir konfor da sağlar. Javier’in üniversiteden öğrencisi, zengin bir aileden gelen yirmi üç yaşındaki Meksikalı Isabel ile ilişkisi vardır. Bunu Elizabeth de, Elizabeth’in sevgilisi Franz da bilmektedir. Ancak Isabel Franz ile de yatmaktadır.

Südet kökenli Çek mimar Franz ise apayrı bir hikâyenin başkahramanıdır. Geçmişe dönüşler sırasında Franz’ın günahlarına tanıklık ederiz. İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler için bir toplama kampı yapmış olan Franz vicdanında sürekli olarak kendisini aklamaya çalışmaktadır. Bir büyük yıkımda Yahudi sevgilisini ve arkadaşlarını yitirmiştir. Tüm o felaketin ortasında sadece emirlere itaat etmiş olduğunu, başkaca bir suçu olmadığını düşünmek ister. Oysa çekimser kalarak, hiçbir şey yapmamayı seçerek ne büyük bir günah işlemiş olduğunun fazlasıyla farkındadır. Franz’ın hikâyesinden ve Holocaust’tan yola çıkarak Fuentes tarih boyunca Yahudilere yapılmış olan zulümlere de değinir. Bu da okuyucuya yeni bir okuma imkânı sağlar. Roman boyunca bu zulüm ve haksızlıkların izini sürer meraklı okuyucu.  Fonda ise Fuentes’in Meksika’sı vardır. Yoksul çocuklarıyla, güneşiyle, sıcağıyla, ihanete uğramış devrimiyle, aydınlarıyla yazar Meksika’yı anlatır bize. Romanın final bölümü ise oldukça zorlayıcı. Kahramanların takma adlarla kendilerini bir cinsel fantezinin ortasında bulmaları ve bir yargılamanın gerçekleşmesi oldukça ilginç. Bir o kadar da takibi zor… Bu kitap başlı başına bir tez konusu olabilir. Benden şimdilik bu kadar.    
 

8 yorum:

  1. Merhabalar,

    Kitabı yeni bitirdim. 2 ay sürdü bitirebilmem, gerçekten de sürükleyici gitmedi pek. Artemio Cruz'un Ölümünü okumuştum daha önce Fuentes'in; ama bu kitap epey bir zorlayıcı oldu.
    Çok güzel saptamalar ve farkındalıklarla bezeli ama bir yandan da hikaye örgüsü çok karışık. İkinci şahıs anlatıcı kullanarak yazmış Fuentes bu ara ara sizi zorluyor; çünkü anlatıcı olaylarda kendini bir yere konumlamıyor. Kahramanlara arada laf atıyor ve ne olduğunu şaşırıyorsunuz. Bir sonraki kafa karıştırıcı unsur ise hikayenin sürekli bir geriye dönüş-ileriye atlamalarla beslenmesi. Bu atlamaları yaparken de aradaki çizgiler yeteri kadar şeffaf olmadığından bir anda kendinizi apayrı bir hikayede buluyorsunuz. Sözde sadece iki çift ve onların Meksika'nın bir şehrinden diğerine yaptıkları günübirlik bir gezi ama içinde kişilik çözümlemelerinden tutun da itiraflara, buram buram cinselliğe, geçmişin acılarından tutun da birbirlerine olan tutumlarına dolu dolu bir 448 sayfa okuyorsunuz. Okuması pek kolay değil ama Latin Amerika Edebiyatı seven biriyseniz kilometre taşlarından biri diye düşünüyorum.
    Yazı için teşekkürler, kafamda bazı taşların oturmasına yardımcı oldu, ben de blog yazısı gireceğim bu kitapla ilgili...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için çok teşekkürler. Ben de geçen yaz okumuştum bu romanı ve hiç de kolay olmamıştı. Kesinlikle ciddi bir yoğunlaşma gerektiriyor yoksa ipin ucu kaçıveriyor. Carlos Fuentes sevdiğim bir yazar. Elimde okunmayı bekleyen 3 kitabı daha var. Ama asıl macera Terra Nostra olacak galiba. Yazınızı merakla bekliyorum :)

      Sil
    2. Sefer'i okudum geçenlerde. Bir seneye bu kadar Fuentes yeter diyorum ama :) Latin Amerika tarihini biraz bilmek gerekiyor tam anlamıyla keyif almak için yine de zorlu...

      Sil
    3. Sefer'i ben de okumayı düşünüyorum bu aralar. Açıkçası Murakami, Hakan Günday derken çok satanlarda pek tutunamadığımı fark ettim. Ben en iyisi Fuentes'le yoluma devam edeyim :) Eduardo Galeano'dan Latin Amerika'nın Kesik Damarları'nı okumaya davet ediyorum kendimi ve sizi.

      Sil
    4. Bir seneyi geçmiş, ben Latin Amerika'nın Kesik Damarları'nı yeni sipariş edeceğim :)

      Sil
    5. Ben de o kadar merak etmeme rağmen hala okuyamadım :) Oysa severim Galeano'yu. Zaman hızla akıp gidiyor maalesef. Oysa daha okunacak çok kitap var.

      Sil
    6. Mesajım gitti mi emin olamadım. Ben aldım ve bitirdim :)
      http://egecita.com/latin-amerikanin-kesik-damarlari/

      Sil
    7. Darısı benim başıma inşallah :) Hemen bakıyorum yazıya...

      Sil