28 Haziran 2012 Perşembe

Pedro Páramo – Juan Rulfo

Meksika’nın en büyük yazarlarından biri Juan Rulfo (1918-1986). Aynı zamanda da bir fotoğraf sanatçısı… Çok fazla eser vermemiş olmasına rağmen, 1955 yılında yayımladığı, başyapıtı sayılan Pedro Páramo, hem Latin Amerika hem de dünya yazınında çok önemli bir yere sahip. Özellikle de biçimi ve gerçekle fantezinin iç içe geçtiği anlatımıyla, 60’lı yıllarda altın çağını yaşayan Latin Amerika edebiyatı ve Fuentes, Márquez gibi yazarlar üzerinde büyük etkisi olmuş. Pedro Páramo’nun öncü eserlerden biri olduğunu söylersek, abartmış olmayız. Tıpkı Seksek ya da Deri Değiştirmek gibi bu roman da geleneksel roman biçimine başkaldırıyor. Roman kahramanları – olay örgüsü – zaman dizimi ilişkisi son derece kaotik. Bolca bilinç akışı, geriye dönüş ve iç monolog var. Yaklaşık 100 sayfalık, kısa ama oldukça derinlikli bir roman Pedro Páramo. Her ne kadar yazar bizlere kitaba adını veren Pedro Páramo’nun öyküsünü anlatsa da, romanın iç içe geçmiş üç ana öyküden oluştuğunu söyleyebiliriz. Birinci öykü Juan Preciado’ya ait. Roman, Juan’ın, annesinin vasiyeti üzerine hiç tanımadığı babası Pedro Páramo’yu bulmak üzere Comala’ya varışıyla başlar. Annesinin hayalindekinin aksine, Comala terk edilmiş, kasvetli ve garip bir kasabadır. Kısa süre içinde Juan babasını tanımış bir dizi insanla diyalog kurar. Ancak bu insanların bir kısmının ölü olduklarını fark ederiz. Kasaba hayaletlerle doludur. Bu noktadan itibaren ölülerle diriler, yaşamla ölüm iç içe geçer. Öyle ki, bir süre sonra Juan’ın bile giderek kendi içine döndüğüne ve bize toprağın altından seslenmeye başladığına tanıklık ederiz. Artık o da bir ölüdür. Bir dizi diyalog ve iç monolog yoluyla ikinci öykü başlar. Pedro Páramo’nun neredeyse önüne çıkan her kadından çocuk peydahlamış, amaca giden yolda her şey mübahtır anlayışına sahip zorba bir toprak ağası olduğunu öğreniriz. Zulümden, adam öldürmekten, hileyle başkalarının malına el koymaktan geri kalmayan bu taşra zengini, devrimi bile utanmazca satın almaya kalkar. Pedro Páramo aracılığıyla, 20. yüzyılın başında, Meksika kırsalında buluruz kendimizi. Devrime, yoksulluğa, zorbalığa, göçe tanıklık ederiz. Üçüncü öykü ise Pedro Páramo’nun çocukluk aşkı ve zorbalıkla elde ettiği son karısı Susanna’ya aittir. Ölen kocası Fiorentino’yu unutamamış ve akli dengesini yitirmiş olan bu kadına umutsuzca aşıktır Pedro Páramo. Onun ölümü Pedro Páramo’nun ve kasabanın da sonu olur. Büyülü gerçekçilik ilginizi çekiyorsa, akımın ilk örneklerinden biri olan Pedro Páramo’yu mutlaka okumalısınız.
 

5 yorum:

  1. Bu ayki okuma grubumuzun kitabı bu kitap. O yüzden paylaşımınızın hepsini okumadım, kitabı okuduktan sonra tekrar sayfanıza bakacağım.
    İyi akşamlar. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ilginç bir kitap. İyi okumalar :)

      Sil
    2. Teşekkürler, iyi akşamlar. :)

      Sil
  2. Listeme ekledim,ama daha çok yolum var:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Listeler hep çok uzun oluyor neyse ki :)

      Sil