3 Temmuz 2012 Salı

Muhteşem Gatsby – F. Scott Fitzgerald

Caz Çağı olarak adlandırılan, Amerikan rüyasının tüm ışıltısı ve cazibesiyle bas bas bağırmaya başladığı 1920’lı yıllar, kalkınma, refah, New York… New York’ta büyük bir malikâne, lüks otomobiller, çılgın partiler, ünlü, zengin konuklar ve ilginç bir ev sahibi… Jay Gatsby… Yakışıklı, yalnız, son derece gizemli ve bir o kadar da uzak… F. Scott Fitzgerald’ın 1925 yılında yayımlanan ünlü romanı Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby), Nick Carraway adlı batı Amerikalı varlıklı bir aileye mensup genç bir adamın New York’a taşınarak borsa işine girmesiyle başlar. Nick New York’a gelir gelmez uçarı West Egg’de iki büyük malikânenin arasında kalan mütevazı bir eve yerleşir. Bu malikânelerden biri, evinde neredeyse tüm New York sosyetesini ağırlayan, ancak hakkında kimsenin doğru dürüst bir şey bilmediği meşhur Jay Gatsby’e ait olanıdır. Gatsby kısa süre içinde Nick’in de merakını uyandırır. Kimdir bu genç adam? Muazzam servetini nasıl yapmıştır? Oxford mezunu olduğu doğru mudur? Hakkında bir sürü soru ve rivayet dolanır ortalarda. Cinayet işlemiş olduğu dahi iddia edilir. Kısa süre içinde Nick Gatsby’in o görkemli partilerinden birine katılmak üzere davet alır. Böylece kendisini Gatsby’nin gizeminin en yakın tanıklarından biri yapacak olan ilk adım atılmış olur. İki adam giderek yakınlaşır. Özellikle de Gatsby’nin yoksul bir subay olduğu zamanlarda aşık olduğu ve unutamadığı Daisy’nin Nick’in yakın akrabası olduğunu tesadüfen öğrenmesiyle ikisi arasında bir sırdaşlık başlar. Gatsby, hiçbir zaman bütünüyle olmasa da, artık kendisinden ve geçmişinden bahsetmeye başlamıştır Nick’e. Nick büyük bir şaşkınlıkla Gatsby’nin onca yıl Daisy’yi bir an olsun aklından çıkarmadığını ve o akıl almaz servetini Daisy’yi günün birinde yeniden elde edebilmek adına yaptığını öğrenir.  Bu arada Daisy, Gatsby savaştayken Tom adında zengin bir adamla evlenmiş, çocuk sahibi olmuş, Long Island’ın karşı yakasında yer alan kibirli ve ağırbaşlı East Egg’de oturmaktadır. Genç kadın, kendisini sürekli aldatan ve bunu kimseden gizlemeden yapan kocasını terk edecek basireti gösterememektedir. Nick’in yardımıyla Daisy ve Gatsby yeniden bir araya gelirler. Ancak olaylar öyle bir seyir izler ki, Gatsby onca yıl takıntılı bir biçimde sevdiği ve uğruna muhteşem bir servet yaptığı kadının tüm bunları hak etmediğini görür. O büyük hayal bir gecede uçup gider. Gatsby’nin ayakları artık yere basmaya başlamıştır. Ama artık çok geçtir.
Jay Gatsby hiç şüphesiz Amerikan edebiyatının en muhteşem karakterlerinden biri. İç dünyası, hırsı, adanmışlığı ve hatta takıntısı büyülüyor. Gatsby’nin ruhu ne kadar incelikliyse, Daisy’ninki o kadar sıradan ve acınası… Ne yazık ki dünya hiç de adil bir yer değil. Gatsby,  Daisy ve Tom gibilerin kibirli, duyarsız, bencil ve yozlaşmış dünyasına yenik düşüyor. Roman boyunca Nick’in – kendisi aynı zamanda romanın anlatıcısı - takındığı tutarlı ve adil tavır da oldukça etkileyici. Sezgileriyle, Gatsby’nin yanında yer alması gerektiğini biliyor ve ona göre hareket ediyor. Özellikle final bölümündeki tavrı hayranlık uyandırıyor. Gatsby’nin tüm o kokuşmuş kitleden ne kadar uzak olduğunu derhal görüyor ve hiç yanılmıyor.
Son not: Her ne kadar Gatsby Daisy’den büyük bir hayal yaratmış ve yıllarını onu tekrar kazanacağı günü bekleyerek geçirmişse de, James Gatz iken Muhteşem Jay Gatsby’ye dönüşme serüvenini sırf Daisy’ye duyduğu obsesif aşka indirgemek hata olur. Özellikle de romanın son bölümünde Gatsby’nin babasının Nick’e gösterdiği, eski bir kitabın arkasına alınmış notları göz önünde bulundurduğumuzda... Bunlar Gatsby’nin henüz küçük bir çocukken bile yükselme hayalleri kurduğunu, bu amaçla tüm gününü saat saat planladığını ve kendisini geliştirmeye çalıştığını gösteriyor.  Bazı romanlar ve roman kahramanları arasında muazzam bir ruhdaşlık yok mu? Gatsby size de bir parça Jack London’ın Martin Eden’ını anımsatmıyor mu? Eğer hala okumadıysanız, önce Muhteşem Gatsby’i, ardından da Martin Eden’ı okuyun derim. İkisine de bayılacaksınız.

3 yorum:

  1. Martin Eden'i okumuştum, ama yıllar önceydi hayal meyal hatırlıyorum. Gatsby'i de hep duyarım ama bir türlü okuma fırsatım olmadı, özetini falan okudum hep.
    İkili okuma projesi yapılabilir aslında. Ruhdaşlık olarak tabir ettiğin durum, dikkate değer..

    YanıtlaSil
  2. Güzel kitaplar gerçekten...Amerikan edebiyatının yüzakları...

    YanıtlaSil