7 Temmuz 2012 Cumartesi

Tünel – Ernesto Sábato


1948 yılında yayımlanan Tünel (El túnel) Arjantin edebiyatının en kült eserlerinden biri… 100 yaşına iki ay kala hayata veda eden Ernesto Sábato’nun (1911-2011) meşhur üçlemesinin ilk kitabı… Varoluşçu edebiyatın da en önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Vaktiyle Albert Camus’nün Fransızca’ya çevrilmesi için önayak olduğu bu kitap vurucu bir itirafla başlıyor: “ Juan Pablo Castel yani María Iribarne’yi öldüren şu ressam olduğumu söylemem yeterli olacaktır sanırım, olayı aşağı yukarı herkes anımsadığına göre kendim hakkında daha fazla açıklama yapma gereğini de duymuyorum.” Otuz sekiz yaşındaki ünlü ressam Castel hem romanın anlatıcısı hem de başkişisi… Resimleri sanat çevrelerinde çok beğenilen, ancak eleştirmenlerin görüşlerine zerrece önem vermeyen Castel son derece yalnız, uyumsuz, alaycı ve kibirli biri… Bir türlü anlaşılamadığına olan inancı nedeniyle giderek insanlardan ve yaşamdan uzaklaşmış. Çevresine bir duvar örmüş. Kibriyle birlikte insanlara olan nefreti ve yalnızlığı da artmış. “…Dünyayı asla sevemedim ve insanlardan hep tiksindim, özellikle de insan kalabalıklarından…” Ancak kendince sebeplerden ötürü intiharı da düşünmüyor. “….Bu kâbustan kurtulmanın tek çaresi ölümdü, ölüm bir tür uyanıştı. Ama neye uyanmak? İşte bu kesin ve sonsuz hiçe uyanmanın çözümsüzlüğüydü beni intihar etmekten alıkoyan. Her şeye rağmen insanın var olana bir tutunmuşluğu vardı…” Herkesin bir umuda ihtiyacı vardır. Castel’in umudu ve yalnızlığının ilâcı da María Iribarne oluyor. Kendi sergisini ziyaret eden ve resimlerinden birine uzun süre dikkatlice bakan bu kadının kendi ruh arkadaşı olduğuna kanaat getiriyor. Belki sezgileri doğru söylüyor. Belki de insana ve aşka olan ihtiyacı ona bir oyun oynuyor. Haftalarca kadını düşünüyor. Ona yeniden rastlayacağı günü bekliyor. Nitekim beklediği gün geliyor ve tüm cesaretsizliğine rağmen kadınla tanışıp sevgilisi olmayı başarıyor. Castel’in yalnızlığı son bulmuştur bulmasına ama aşkını bir türlü doya doya yaşayamaz. Hastalıklı ve şüpheci kişiliği bir türlü huzur vermez ressama. Müthiş bir kıskançlık içini kemirmeye başlar. Bitmek bilmeyen sorularıyla sevgilisini de sıkboğaz eder. Diğer yandan kadının yaşantısı ve Castel’in sorularına verdiği yanıtlar da son derece gizemli ve tutarsızdır. Açık bir kadın değildir María. Bu durum, Castel’in şüphelerini pekiştirir. Aşkı nefrete dönüşmüştür artık. Marazi akıl yürütmeleri sonucunda kadını öldürüverir. Pişmandır ama iş işten geçmiştir artık. “…Ne olursa olsun tek bir tünel vardı, karanlık ve yalnız: benimki, çocukluğumun, gençliğimin, tüm yaşamımın içinden geçtiği o tünel. Aradaki duvarın cama dönüştüğü bir anda o kızı görmüş ve safça benimkine paralel başka bir tünelde yolculuk ettiğini düşünmüştüm, ama o gerçekte geniş dünyaya, sınırları olmayan dünyaya, tünellerde yaşamayanların dünyasına aitti…” Yalnızlığa, ruh eşi arayışına, aşka, marazi duygulara ve ölüme dair güzel bir roman. Basit ve derin… Yeraltından Notlar ve Bozkırkurdu’nu sanırım yeniden okumalıyım.

6 yorum:

  1. Serinin diğer iki kitabı “Kahramanlar ve Mezarlar” ile “Karanlıkların Efendisi”ni okudum ancak Tünel’i bir türü bulamıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende olsa kesin yollardım size. Ben İstanbul İspanyol Kültür Merkezi'nin kütüphanesine üyeyim. Oradan ödünç almıştım. nadirkitap.com diye bir site var. Oraya baktınız mı?

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  2. Çok teşekkür ederim. Orada eski basımları var Varlık'tan çıkan, Ayrıntı basımını arıyorum ama oradan alıcaz artık mecbur. Bir de şu var, daha önceki internetten satın alma denemelerimde başarılı olamadım. "Kitap yok, ilan eski, kaldırmamışız" şeklinde geri dönüşler aldım, yine öyle olacak diye elim varmıyor nadirkitap'a :)

    YanıtlaSil
  3. merhaba,bende karanlıkların efendisi var ve henüz okumadım;birbiriyle bağlantılı mı bu kitaplar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası bilmiyorum. Yukarıda, yorum bırakan Bati, seriden söz etmiş. Üçleme gibi duruyor.

      Sil