28 Temmuz 2012 Cumartesi

Yevgeni Onegin – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Puşkin (1799-1837), nam-ı diğer Şair, Rus edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biridir. Dünya edebiyatında inci gibi parlayan bir dönemin, görkemli 19. yy Rus edebiyatının öncülüğünü yapan isimdir. Arkalarından tüm zamanların en büyük isimleri,  edebiyatın dahi çocukları gelir: Gogol, Dostoyevski, Tolstoy, Çehov… Puşkin, komplo olduğu söylenen bir düello sonunda, zamansız hayata gözlerini yumduğunda geride müthiş eserler bırakmıştır. Bir şiir-roman olan Yevgeni Onegin onlardan biridir. Şairin başyapıtıdır. 1823’te yazmaya başladığı eserini 1830’da tamamlamıştır Puşkin. Mutsuz bir aşk hikâyesini anlatır yapıtında. Ama her şeyden önce kent ve taşra yaşamıyla, insanıyla Rusya’yı resmeder. Kendi döneminin Rusya’sını… Kitaba adını veren Yevgeni Onegin şiir-romanın başkişisidir. Hayatta hiçbir gayesi olmayan, genç ve yakışıklı bu genç adam kısa sürede Moskova sosyetesinin en gözde ve çapkın bekârlarından biri haline gelir. O gönül macerasından bu gönül macerasına, o partiden şu baloya, o operadan diğerine o kadar hızlı ve anlamsız bir hayat sürer ki, kısa sürede tüm duygularını yitirir. Genç yaşında aşkı ve yaşamı tüketmiş, her şeyden soğumuştur. Tam o sırada, babasının ani ölümüyle bir dolu alacaklıyla karşı karşıya kalır. Kısa süre içinde ölen amcası imdadına yetişir. Onegin büyük bir yurtluğa ve servete konmuştur. Tam da Moskova’dan, gönül maceralarından, debdebeli hayatın çekiminden yorulduğu, koptuğu günlerde… Genç Onegin Moskova’dan ayrılıp amcasından kalan yurtluğa yerleşip inzivaya çekiliverir. Kimselerle görüşmeden, bomboş geçirir günlerini. Neye el atsa sonunu getiremez. Genç Lenski’nin aynı köyde bulunan mülküne gelip yerleşmesiyle romanımızın seyri yavaş yavaş değişmeye başlar. Onegin ve Lenski arkadaş olurlar. Yirmi altısındaki Onegin ne kadar deneyimli, duygusuz ve bencilse, on sekiz yaşındaki Lenski o kadar romantik, tutkulu ve naiftir. Şair’in tabiriyle “dalga ve kaya, şiir ve düzyazı, buz ve yalaz” gibidirler. Lenski aynı köyde yaşayan Olga ile nişanlıdır. Nişanlısı için şiirler yazar. Onegin kayıtsızlıkla izler genç Lenski’nin coşkusunu. Olga ile tanıştığında bu genç ve saf kızı çok sıradan bulur. Ablası Tatyana’dır onun dikkatini çeken. Olga’nın al yanaklı, uysal güzelliğinin yanında Tatyana o yabanıl, ürkek ve kederli haliyle ne kadar da başkadır. Ancak aşk Onegin’in çok uzağındadır. Tatyana’nınsa çok yakınında… Umutsuzca aşık olur Onegin’e ve aşkını bütün içtenliğiyle dile getirir. Karşılık bulamaz. Reddedilir. Günün birinde her şey tersine dönecektir. Onegin umutsuzca Tatyana’ya aşık olacak, ancak bu defa reddedilen kendisi olacaktır. İşte romandan küçük bir alıntı:  

O zaman – doğru değil mi – o çölde,
Değersiz söylentilerin uzağında,
Siz beni beğenmemiştiniz… Neden
Şimdi koşuyorsunuz peki ardımda?
Neden ben sizin gözünüzün erimindeyim?
Yüksek toplumun seçkin yerindeyim,
Orada görünmek zorundayım diye mi,
Kocam savaşta malul düştüğünden mi,
Bu yüzden bizi sevmekte olduğundan mı saray?
Şimdi benim herhangi bir yüz karam
Hemen herkesçe fark edilecek olduğundan mı
Ve getirebilecek olduğundan mı size
Gönül çekici bir onursal düzey?
Çeviren:  Azer Yaran

Tatyana en sevdiğim kadın roman kahramanlarının başında gelir. Puşkin müthiş derecede içten, tutarlı ve duygulu bir karakter yaratmış. Belki de kendi idealini yaratmış. Tatyana’nın yukarıda alıntılamış olduğum sözleri Onegin’in kendisini reddettikten sonra neler olduğuna dair çok şey söylüyor. Son olarak, Lenski-Olga çiftinin yazgısının da – daha çok da zavallı Lenski’nin - Onegin’in acımasızlığından payını alacağını belirtmeliyim.

Son not: Sanırım sinemada Onegin’i en iyi Alain Delon canlandırabilirdi. Bu kitabı her okuduğumda, Onegin o duygusuz, baştan çıkarıcı ve soğuk haliyle Alain Delon’u anımsatır bana. Yüzünün yerine Delon’un yüzünü koyarım. Daha çok da kırklı yaşlardaki halini…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder