13 Kasım 2012 Salı

Aylak Adam – Yusuf Atılgan


Türk edebiyatında bazı romanlar vardır. Okunmaları için illâ okul müfredatına girmeleri, ödev olarak verilmeleri gerekmez. Merak edilirler, okunurlar, bilinirler, tartışılırlar. Mesela bir Kürk Mantolu Madonna… Mesela bir Tutunamayanlar… Ya da Yusuf Atılgan’ın 1959 yılında yayımladığı Aylak Adam… Her biri birer kült romana dönüşmüş durumda bugün. Özellikle de son yıllarda gençler arasında çok popülerler. Sanırım aykırı karakterleri bu romanları bu kadar ilgi çekici kılıyor. Aylak Adam’ı ele alalım. Kısacık bir roman. Yazar dört bölüme ayırmış romanı: Kış, İlkyaz, Yaz, Güz… 28 yaşında bir gencin dört mevsimine tanıklık ediyor okuyucu. Dört mevsim boyunca başından geçen sıradan olaylar ve ilişkileri kanalıyla bu genci anlamaya çalışıyor. Hiçbir işi gücü, ailesi olmayan, nefret ettiği babasından kalan para sayesinde gayet rahat koşullarda yaşayan bir genç… Kolej mezunu, üniversiteden terk… Yakışıklı, kültürlü, sarkastik ve ölümüne aykırı... Para, unvan, toplum, aile, evlilik, çocuk sahibi olmak hepsi birer anlamsızlık, gülünçlük onun için… Birer ikiyüzlülük… “O” kadını arıyor her yerde. Kendisini bir tek gerçek sevginin, kendisiyle birlikte düşünen, hisseden, seven bir kadının kurtaracağına inanıyor. Giderek daha da umutsuzca… Toplumun koyduğu kurallara göre yaşamayı reddeden, sıradanlığın içindeki mutlulukla yetinemeyen, düşünen, sorgulayan, durmadan arayan insanın çığlığı bu roman… Sürüden koptukça, tutunacak sağlam bir şeyler bulamadıkça yalnızlaşıp kendi içine kapananların acı çığlığı… “Dünyayı bir tek sevgi kurtaracak” diyenlerin çığlığı… Sanırım varoluşçu edebiyatın da en güzel örneklerinden biri bu roman.

2 yorum:

  1. kürk mantolu madonna öyle sevmiştim ki ben de bıraktığı etkiyi.. aylak adam'ı da çok merak ediyorum..
    bize de bekleriz sevgiler ;)

    olcayinwinterfall.blogspot.com

    YanıtlaSil
  2. İlk fırsatta ziyaret edeceğim bloğunuzu :)
    İyi akşamlar,
    Seda

    YanıtlaSil