10 Aralık 2012 Pazartesi

Şafak - Sevgi Soysal


Bazı insanlar kısacık ömürlerine ne kadar da çok şey sığdırıyorlar. Ve bazı kadınlar ne kadar da güçlü ve üretken bir yaşam sürüyorlar. İşte Sevgi Soysal… 40 yaşında bu dünyadan göçüp gitmiş. Ama geride ne güzel bir iz bırakmış. Çalışarak, üreterek, mücadele ederek geçirmiş tüm yaşamını. Adını Uçurtmayı Vurmasınlar filmi sayesinde duyanımız çoktur. Malum, senaryosunu Feride Çiçekoğlu’nun yazdığı, hapse düşen annesiyle birlikte parmaklıklar ardında çocukluğunu yaşamak zorunda kalan minik Barış’ın öyküsünü/dramını anlatan bu filme, Sevgi Soysal’ın Barış Adlı Çocuk romanı esin kaynağı olmuştur. Benim, yazar Sevgi Soysal ile tanışmamsa yaklaşık on yıl önce Tante Rosa sayesinde oldu. Yazarın “….bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır” diye tanıttığı Tante Rosa, Sevgi Soysal’ın, kendi teyzesi Rosel’in kişiliğinden esinlenerek yazdığı öykülerden oluşur. Türk edebiyatında önemli bir yeri vardır bu kitabın. Tıpkı Sevgi Soysal’ın Şafak romanı gibi… Sıkıyönetim altındaki Adana’da, sürgünde bulunan bir kadının bir gecede başından geçen olaylar etrafında 12 Mart dönemini eleştirir yazar romanında. 1975’te yayımlanmıştır. Baskın, Sorgu ve Şafak adlarını taşıyan üç bölümden oluşmaktadır kitap. Kısa süre sonra sürgün cezası sona erecek olan Oya, Adana Adliyesi’nde tesadüfen Hüseyin adlı, Maraşlı bir avukatla tanışır. Genç adam kendisini bir akrabasının evinde verilecek olan yemeğe davet eder. Yemek Mustafa adında, öğretmenlik yaparken solculuktan hapse atılmış ve yeni tahliye edilmiş bir akraba için verilecektir. Oya öylesine büyük bir yalnızlık içindedir ki, doğru dürüst tanımadığı bu genç adamın davetini hiç düşünmeden kabul eder. Konuk oldukları ev yoksul bir işçi evidir. Daha yemek yeni başlamıştır ki baskın olur. Oya, Mustafa, Hüseyin, ev sahibi ve diğer konuklar apar topar karakola götürülürler. Ve uzun, tedirginlik dolu bir gece başlar. Emniyettekilerden tutuklulara herkes büyük bir huzursuzluk içindedir. Ortada bir suç var mıdır gerçekten? İç sesler susmaz. Anılar, hapishane günleri, acılar, tanıklıklar, işkenceler hafızalarda canlanır. Bekleyiş başlar. Şafak ne getirecektir kahramanlarımız için? Bir solukta okunan romanlardan Şafak… Acı bir dönemin romanı… Müthiş bir gözlemci, müthiş bir yazar Sevgi Soysal… Sadece gerilim dolu bir tutukluluk gecesine değil, yetmişli yılların Adana’sına da götürür okuyucuyu. Kısacık bir romanda değinmediği konu kalmaz. Maraşlı aile üzerinden ele aldığı memleketlilik olgusu, para-iktidar, ast-üst, ezen-ezilen ilişkisi, yılmadan altını çizdiği kadın olma durumu – ister varoşta, kırsalda, ister hapishanede – ve daha nice konu… Ve tabii ki, hapiste analarıyla birlikte ceza çeken o miniklerin durumu… En çok da onlar insanın boğazında bir düğüme dönüşüyor. 

4 yorum:

  1. Yenişehir'de Bir Öğle Vakti ve Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu...Benim en sevdiğim Sevgi Soysal Kitapları...Yapı Kredi bu yıl yeniden bastı da tüm kitaplarını, okuyamayanlara da yeniden ulaştı.
    Onun kitaplarında ki sahiciliktir, hayata karşı duruşudur beni çeken.

    Sevgimle

    YanıtlaSil
  2. Umarım 2013'te en az bir Sevgi Soysal romanı daha okuyabilirim. Sahiciliği ve hayata karşı duruşu hakkındaki görüşünüze katılmamak mümkün değil...
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. YILLAR ÖNCE GENÇLİĞİMDE OKUMUŞTUM SEVGİ SOYSAL'I. SEVMİŞTİM YAZAR OLARAK ÇOK SEVMİŞTİM AMA ARAYA BAŞKA OLAYLAR BAŞKA YAZARLAR GİRİNCE GARİP BİR ŞEKİLDE UNUTMUŞTUM, UNUTULMAYI HAK ETMEDİĞİ HALDE. SONRA YILLAR SONRA YENİDEN HATIRLADIM VE MUHTEŞEM BİR ZEVK ALDIM OKUMAKTAN. KÜTÜPHANEMDE OLMAYAN YAZMIŞ OLDUĞU TÜM KİTAPLARINI ALMAK VE OKUMAK İSTİYORUM. BU YAZI İÇİNDE TEŞEKKÜRLER.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yorumunuz için teşekkür ederim. Açıkçası, benim de yeniden okumaktan büyük zevk alacağım bir yazar Sevgi Soysal. Selamlar,

      Sil