31 Ocak 2013 Perşembe

Mutlu Moskova – Andrey Platonov


Bir zamanlar büyük ve güzel bir Rus edebiyatı vardı. Sahi nerelerde o? Nerelerde o Rus ruhu? Nerelerde Raskolnikov, Alyoşa, İvan, Çiçikov, Oblomov ve diğerleri? O garip, acınası, sevilesi, kızılası ve tekrar acınası karakterler… Nerelerde o suçlar ve cezalar, savaşlar ve barışlar, ustalar ve Margaritalar? Birkaç yıl önce Le Magazine Littéraire bir sayısını Dostoyevski’ye ayırmıştı. Rus edebiyatı uzmanı Ludmila Saraskina ile yapılmış güzel bir söyleşi de vardı dosyada. Saraskina’nın “Dünden bugüne, Dostoyevski’nin Rus edebiyatındaki mirası nedir?” sorusuna verdiği yanıt çok ilgimi çekmişti. Saraskina, Dostoyevski’den hemen sonra gelen Andrey Belıy, Alexandre Blok gibi yazar ve şairlerin büyük birer Dostoyevski hayranı olduklarını, hatta kendi eserlerini onun etkisi altında verdiklerini söylüyordu. Onu sevdiklerini ve kendilerini ona yakın hissettiklerini ekliyordu. Ancak çağdaş yazarlar söz konusu olduğunda durum bambaşkaydı Saraskina’ya göre. Bugün artık para için, modaya uygun ve mevsimlik yazılıyordu. Yazarların post-modernizmle post-post-modernizm arasında gidip geldiklerini söylüyordu. Daha da ilginci, pek çok yazarın Dostoyevski’nin kutsal mirasından rahatsız olduklarını ve bu mirasa karşı savaştıklarını söylemesiydi. Sebep ortadaydı Saraskina’ya göre. Dostoyevski söz konusu olduğunda tüm bu yazarlar kendilerini çok çok küçük ve vasat hissetmekteydiler. Saraskina, Nabokov’un bile Dostoyevski’ye savaş açmış olduğundan bahsediyordu söyleşide. Çok güzel bir röportajdı gerçekten.
Nerden nereye? Ben aslında Platonov’un Mutlu Moskova’sından söz edecektim. Ama elimde değil. Bugün ne zaman Rus edebiyatından yeni bir kitap okusam, o büyük büyük referans noktaları karşıma dikiliveriyor. İçinden çıkamıyorum. Oysa Platonov’a haksızlık etmek istemem. Çünkü Mutlu Moskova güzel bir kitap. Özellikle de varoluşçuluk akımına meraklı benim gibi bir okuyucu için.  Platonov 1899 yılında doğmuş. Mühendislik eğitimi almış. Gorki tarafından yeteneği keşfedilince parlak bir giriş yapmış edebiyat dünyasına. Ancak daha sonraları, rejim eserlerinden rahatsız olunca pek çoğu yasaklanmış. Örneğin Platonov’un 1930’larda yazdığı Mutlu Moskova Rusça’da ilk kez 1991 yılında yayımlanabilmiş. Sovyetler yıkılınca yani… Mutlu Moskova, hem küçük yaşta öksüz kalan Moskova Çestnova’nın hem de Moskova’nın yolunun kesiştiği değişik meslek gruplarından bir grup idealist Sovyet insanının hikâyesi… Her biri içlerindeki boşluğu, hiçlik hissini susturmak için yaptıkları işe dört elle sarılmış durumdalar. Ya da Komyagin gibi sefilliğin dibine vurmuş yaşıyorlar. Ama yaşam oralarda bir yerde. Ve tüm bu çaresiz adamların kapısına dayanmış, rahat vermiyor. Aşk bir kurtuluş olabilir mi acaba? Moskova’nın aşkı… Kitaptan küçük, güzel bir alıntıyla yazımı bitiriyorum.

“İdare ediyorum,” dedi Komyagin. “Yaşadığım da söylenemez zaten, sadece karışmış oldum bir defa dünyaya, aldılar bulaştırdılar beni bu işe… Ne gereği varsa!”
“Nasıl ne gereği varsa?” diye sordu Moskova.
“Gönlüm yok,” dedi Komyagin. “ Sürekli şişinmek gerekiyor – ya düşüneceksin, ya konuşacaksın, ya bir yere gideceksin, ya bir faaliyet göstereceksin… Oysaki benim hiçbir şeyde gönlüm yok, yaşadığımı da unutuyorum devamlı, anımsarsam da bir ürperti…”

4 yorum:

  1. Okunması zahmeti olduğu kadar bu kitap hakkında bir şeyler söylemek de açıkçası çok zor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de varoluşçulukla anlamlandırmaya çalıştım. Kendimce :) Yoksa dediğiniz gibi zor bir kitap. Bir mühendisin kaleminden çıkma tam da :)

      Sil
    2. Yazar sanıyorum mühendismiş. Şu an mühendislikte okuyan oğlum benden sonra kitabı okudu ve oda ağır bir kitap olduğunu söyledi. Mühendislik bilgisi kimi yerde gerekliydi demişti.

      Sil
    3. Kitap incecik ama takibi yoğun konsantrasyon istiyor gerçekten... Ama olsun... Uzun bir aradan sonra iyi bir Rus yazar okumak hoşuma gitti.
      Bu arada sayenizde sizin blogunuzdan haberdar oldum. Takip edebileceğim güzel bir kitap bloğu daha oldu :)
      Sevgiler,

      Sil