16 Ocak 2013 Çarşamba

Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde


Hiç şüphesiz, İrlanda edebiyatının en büyük isimlerinden biri Oscar Wilde (1854-1900). Dorian Gray’in Portresi (The Picture of  Dorian Gray) de yazarın en bilinen ve en çok okunan kitabı galiba. Bilinen tek romanı zaten. Yıllar yıllar önce küçük bir çocukken basitleştirilmiş bir versiyonunu okumuştum bu ünlü kitabın. Tam metni okumak bugüne kısmetmiş. İlginç bir “Giriş” bölümü var. Oscar Wilde sanata dair görüşlerini özlü sözler halinde sıralıyor. Bazıları çok tanıdık.  Malum, Oscar Wilde’ın epigramları çok meşhurdur. İşte birkaçı:
“Sanatçı güzel şeyler yaratandır.”
“Sanatı göz önüne serip, sanatçıyı gizlemek sanatın amacıdır.”
“Eleştirmen, güzel şeylerden edindiği izlenimi başka bir üsluba ya da yeni bir malzemeye dönüştürendir.”
“Güzel şeylerde çirkin anlam bulanlar, sevimli olamadan yozlaşmışlardır. Bu bir hatadır.”
“Güzel şeylerde güzel anlamlar bulanlar kültür ve zevkleri gelişmiş kişilerdir. Onlar için umut vardır. Onlar güzel şeylerin salt Güzellik ifade ettiği seçkinlerdir.”
Gelelim romana… Hikâye 19. yüzyılda İngiltere’de geçiyor. Dönemin ünlü ressamı Basil Hallward, genç Dorian Gray’in güzelliğinden öylesine etkilenir ki, onun bir portresini yapar. Güzel, iyi ve erdemli olanı yücelten, kendi halinde biridir ressam. Dorian Gray ideal güzelliği ve saflığı temsil etmektedir onun gözünde. Dorian Gray’in, ressamın arkadaşlarından Lord Henry Wotton’la tanışması bir dönüm noktası olur hikâyede. Ressamdan çok farklı biridir bu adam. Gençliği ve güzelliği abartılı bir biçimde yüceltmekte, yaşamın sadece bir zevk ve eğlenceden ibaret olduğu görüşünü savunmaktadır. Ressamın tüm ikazlarına rağmen, Dorian Gray’i kendi fikirleriyle adeta zehirler. Gençliğini yitirdiğinde, her şeyini yitireceğini düşünmeye başlayan Dorian, tüm kalbiyle, kendisinin değil, resminin yaşlanmasını diler.  Dileği gerçek olur. Dorian Gray yavaş yavaş tüm masumiyetini yitirirken, yaşlanan ve çirkinleşen kendisi değil, portresi olacaktır. Ancak, portre Dorian’ın peşini bırakmayacak, adeta onun vicdanına dönüşecektir.
Çok güzel bir roman Dorian Gray’in Portresi… Sanata, güzelliğe, gençliğe, erdeme, vicdana dair bir dolu şey söylüyor. 1891’de yayımlandığında ahlaksızlığı övdüğü gerekçesiyle ciddi tepkilere yol açmış. Oysa kitabı bilen bilir. Dorian Gray kötülüğe bulandıkça, sonuna yaklaşmaktadır.  Son sözler de Oscar Wilde’dan olsun:
“Ahlaka uygun olan ya da uygun olmayan kitap diye bir şey yoktur.”
“Kitap denen şey ya iyi yazılmış ya da kötü yazılmıştır. Hepsi bu.”


2 yorum:

  1. şuan elimde okuduğum kitap... bir şiir gibi sanki.. kelimeler akıp gidiyor okurken... bir film vardı Benjamin Button biraz onu andırıyor gibi ama okuması keyifli ve verdiği mesajlar çok çarpıcı içindeki =)

    YanıtlaSil
  2. Özellikle finale doğru sayfalar akıp gidiyor.

    YanıtlaSil