24 Ocak 2013 Perşembe

Körlük – José Saramago


Nasihatler Kitabı’ndan bir alıntıyla, “Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan, gözle.” sözleriyle başlıyor Körlük (Ensaio sobre a cegueira). 1995 yılında yayımlanmış. Saramago tam yetmiş üç yaşındayken yani… 1998 yılında da Nobel Edebiyat Ödülü’nü almış Portekizli yazar. Çok ilginç bir roman Körlük. Araba kullanmakta olan bir adam yeşil ışıkta beklerken ansızın kör oluverir. Kısa süre içinde, kendisine yardım eden adam, karısı, muayeneye gittiği doktor, muayenehanede sıra bekleyen tüm hastalar arka arkaya kör olurlar. Sebebi belirsiz, hızla yayılan, bembeyaz bir körlüktür bu. Devlet alarm durumuna geçer. Bu “beyaz felaketin” yayılmasını önlemek için hızla bir karantina bölgesi oluşturularak körler gözetim altına alınırlar. Başlarına da askerler dikilir. Kurallar bellidir. Kaçmaya çalışan olursa öldürülecektir. Bu arada doktorun karısı kör olmadığı halde, kör numarası yaparak kocasıyla beraber hareket etmeye başlar. Salgın tüm şehre, ardından da tüm ülkeye yayılırken, körlükten kurtulan tek kişi doktorun karısı olacaktır. Körlük bir metafor olarak kullanılmış roman boyunca. Temelinde sistem eleştirisi var elbette. Kapitalizme, duyarsızlığa, adaletsizliğe, zulme getirilen büyük bir eleştiri… “Gözlerimiz görmemeye başlamazdan önce bizler zaten kör olmuştuk, korku bizleri kör etmişti” der körlerden biri romanın bir yerinde. Sonunun nereye varacağının bilinmediği bir ortamda herkes azar azar insanlığını yitirmeye başlar. Her zaman olduğu gibi en çok zarar gören yine kadınlar olur. Tıpkı para gibi, saat ya da altın bir kolye gibi, yiyecek karşılığı verilebilecek bir mala dönüşürler. Erkekler zulüm karşısında öylesine büyük bir basiretsizlik ve onursuzluk gösterirler ki, buna dur demek yine kadınlara düşer. Yeri gelmişken, doktorun karısı romanın başkarakteridir dersek yanlış olmaz bence. Körlükten kurtulmuş olmasının da tesadüfî olamayacağını düşünüyorum. Salgın öncesinde de kör değildi muhtemelen. Roman boyunca tüm zorluklara rağmen, büyük bir güçle hem kendisini hem de çevresindeki bir grup insanı ayakta tutmaya çalışıyor. Büyük bir fedakârlık, olgunluk ve anlayışla… Saramago roman kişilerinin hiçbirine ad vermemiş. Birinci kör, doktor, doktorun karısı gibi adlarla söz etmekte onlardan. Romanın hangi şehirde ve hangi yılda geçtiğini de bilmiyoruz. Yeryüzünde herhangi bir noktada yaşanabilecek evrensel durumlardan bahsediyor çünkü. Romanın bazı yerleri okuyucuyu insandan umudu kesmeye itecek kadar karanlık. Allahtan Saramago’nun başkarakterleri felâket boyunca insanlıklarını ve vicdanlarını korumayı başarıyorlar da rahat bir nefes alıyoruz.  
 

18 yorum:

  1. çok sevdiğim bir kitaptı.filmini de beğenmiştim, tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  2. Kitaba başladığım akşam bir kanalda rastladım filme. Hayat garip tesadüflerle dolu. Kitabın büyüsünü bozmamak için izlemedim ama merak ediyorum doğrusu. İlk fırsatta diyelim :)

    YanıtlaSil
  3. Saramago çok sevdiğim bir yazardır.. İncildeki İkinci İsa romanını ve Kabil adlı romanını okudum. Körlük ü ise filmini seyrettiğim için okumadım malesef.. Yazar hristiyan alemini çok fazla eleştirdiği için vatikan ile ters düşmüş ve papa tarafından aforoz edilmiştir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmi bayağı ünlü galiba. Görmek adlı kitabını da çok merak ediyorum.

      Sil
  4. rafımda okunmayı bekleyenlerden : ) spoiler korkusundan postunu okuyamadım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi yapmışsın :) Benim girişler bol spoiler içerir.

      Sil
  5. Bende de okunacaklar kısmında bekliyor ama eşim okudu ve çok beğendi...
    Bu arada filmini ben de kitabı okumadan izlemek istemedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen edebiyat uyarlaması filmler büyük hayal kırıklığı oluyor. O yüzden "önce kitap, sonra film" diyenlerdenim.

      Sil
  6. görmek ve körlük ikisine blogumda yer vermiştim. Okunması gerekenler arasında olmalı :)

    YanıtlaSil
  7. Benim de çok sevdiğim ilk beş kitaptan biridir. Doktorun bir üniversiteli kızla karısını aldatırken karısının durumu görmezden gelmeye çalıştığı sahne hala aklımdadır. Önerdiğim insanlar hep çok beğendi kitabı. Şimdi Saramago'dan Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'u okumak istiyorum.

    YanıtlaSil
  8. O koşullar mı kadını o kadar anlayışlı kıldı yoksa hep mi öyleydi çok düşündüm. Bir yanıt bulamadım. Bir de sonralarını çok merak ediyorum. Meğer yazar Görmek adlı kitabında olayların sonrasını yazmış. İlk fırsatta okumalıyım. Bu yıl listem o kadar kabarık ki...

    YanıtlaSil
  9. Bu benim en kült kitaplarımdan olan romanın, sayfanızda bu kadar yorum almasına sevindim. Jose Saramago'nun Türkçe yayınlanmış tüm kitaplarına sahip birisi olarak diyebilirim ki 20. yüzyılın en iyi 10 kitabı arasına girebilecek bir kitaptır. Sevgiler ve saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugüne kadar en çok yorum alan kitap oldu gerçekten. Çok okunuyor belli ki. Yorumunuz için teşekkürler. Selamlar...

      Sil
  10. Saramago benim en sevdiğim yazarlardan biridir. Körlük'ten lisede edebiyat öğretmenim söz etmişti. Konusu ilgimi çektiği için aklımda kalmıştı. Kitapçıda görünce de hemen tanıyıverdim ama almadım. Ressamın Elkitabı'nı okudum ben önce. Sonra Kabil, Filin Yolculuğu. En son Çatıdaki Pencere. Hepsi birbirinden güzeldi. Tabii ki diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Benim de Saramago denince aklıma bir cümle gelir hep: " İnsanın -ayakları çizmeye göre fazla küçük olsa bile- babasının çizmelerini ayağına geçirmesi de insan olmanın bir yoludur."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müfredat dışına çıkabilen lise hocalarına saygımız sonsuz :) Ben de onlardan birini tanımıştım, hem de orta ikide. Benim için büyük bir şanstı.
      Hakikaten sağlam bir okursunuz galiba. Tahminimce yaşınız da yirminin altında.

      Sil
    2. On iki yaşında Dostoyevski ile tanışmaktan söz etmişsiniz. Ben o kadar da şanslı değilim. "Henüz" Dostoyevski ile doğru düzgün tanışabilmiş değilim. Ne yazık ki çok iyi bir okur da değilim galiba. Bahsettiğim edebiyat hocam potansiyelimin altında okuduğumu söylerdi... Böyle işte, ağır aksak da olsa ilerlemeye çalışıyorum ben de :)
      19 yaşındayım evet.

      Sil
    3. Bir Rus hocam vardı yıllar önce. Tam bir entelektüeldi. Dostoyevski ile çocuk yaşta tanıştığımı duyunca "Dostoyevski yetişkinler içindir" demişti. Bilemiyorum, belki de haklıdır. Kesin olan, yaşam boyu kişiye eşlik edecek ender yazarlardan biri olduğu.

      Sil