7 Mayıs 2013 Salı

Attilâ İlhan’la 1000 Saat – Erol Manisalı


Attilâ İlhan’la 1000 Saat ilk kez 2001 yılında yayımlanmış. Prof. Dr. Erol Manisalı ile Attilâ İlhan birkaç yıl boyunca haftada iki gün buluşarak sohbet etmişler. Fikren çok iyi anlaşmış ve dost olmuşlar. Sohbetler esnasında, Erol Manisalı yalnız kendisi için bir yandan da not tutmaya başlamış. Bunları yayımlamak gibi bir fikri yokmuş başlangıçta. Ancak zaman içinde öylesine ilginç bir boyut kazanmış ki tüm bu sohbetler ve tutulan notlar, Erol Manisalı, Attilâ İlhan’ın da onayıyla bu notları bir kitaba dönüştürmüş. İyi de yapmış. Ortaya zevkle okunan bu güzel kitap çıkmış.

Siyasetten kültüre, ekonomiden edebiyata, nelere değinilmemiş ki bu sohbetler esnasında… İşte kitaptan bazı ilginç alt başlıklar: Mustafa Kemal Solcu ve Milliyetçidir, Ecevit Nasıl Biri?, Putin ve Çok Kutupluluk, Holdingleşen Sanat, Post-Modernizm, Amerika’nın Yeni Silahı, Derviş ve Dış Hortumlama, Barış Manço Neden Sevildi?... Yaklaşık 15 yıl öncesinin gündemi var bu kitapta çoğunlukla… Kitabı okurken kapıldığım bir his var. Sanki o dönemin gündemi hem çok yakın hem de çok uzak bir zaman dilimine aitmiş gibi… Ekonomik kriz, dış borçlar, Gümrük Birliği, AB’ye üyelik tartışmaları, o dönemin siyasal aktörleri, Ecevit, Çiller, Kemal Derviş, hatta Cem Boyner… Bugün gündem bambaşka... Ne o dönemin aktörleri var, ne de gündemi…
Kitapta özellikle çok beğendiğim bir bölüm var: İnsanı Ezen Tüketim Toplumu. İçinde yaşadığımız dönem ancak bu kadar gerçekçi ve isabetli bir biçimde özetlenebilir. İşte o bölümden birkaç paragraf:
-          Soğuk Savaş sonrasında Amerikan toplumunda ve Amerika’nın dünya karşısındaki konumunda ideolojik savaş artık kalmamış gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Aslında Amerikan toplumundaki “yeni yüzeysellik”, insanlara “bireyci” bir dünya sunuyor.
-          “Bireyci dünya” bireyin kendisini bir tüketim ve eğlence çılgını olarak öne çıkarması demek. Birey toplumsal olaylarla ilgilenmeyecek, düşünmeyecek, okumayacak…
-          Peki birey ne yapacak? Tüketecek, eğlenecek, keyfine bakacak. Bol bol televizyon seyredecek, seyahat edecek, gününü gün edecek.
-          Sistem orada bireyin harcama yapmasını gerektiriyor. İnsanlar harcayacak, firmalar da istenen mal ve hizmetleri üretecek. Hatta, “istenmeyenleri” bile üretecek, ama sonunda insanlar, “aslında bunları istediklerinin” farkına varacaklar!
Toplumsal sorunları düşünmeyen insan, sanata, felsefeye ilgi duymayan insan, düşünmeyen insan, “sistem” için ideal bir insandır. Çünkü o zaman dünya nereye gidiyor, Afrika’da aç, ilaç bulamayan çocuklar neden ölüyor, gelir bölüşümü dünyada neden bozuluyor diye bir kaygısı olmayacak. Sadece kendi gelirine bakacak, önüne sürülen sonsuz mal ve hizmet seçeneklerine bakacak, Havai mi daha güzel yoksa Porto Rico mu diye kataloglardan veya televizyon reklamlarından yer beğenecek.
Kitabın son bölümü ise sadece Attilâ İlhan’la ilgili… Çok ilginç notlar düşülmüş Şair’e dair… Bölümün adı Attilâ İlhan Neleri Sevmez?. İşte birkaçı:
-          Attilâ İlhan Tanzimat’ı ve Tanzimatçıları hiç sevmez; onlar taklitçi, Batıcı, emperyalistin yanında işbirlikçi oldukları için.
-          “Opera”dan da hiç mi hiç hoşlanmaz.
-          Attilâ İlhan güzel olmayan kadınları da sevmez, onlara karşı özel bir “ilgisizliği” vardır.
-          Attilâ İlhan Batıyı karşısına alır, Batı ona göre düşmandır. Çünkü “Batı” kapitalist ve emperyalisttir. Bu nedenle sevilecek bir yanı da olamaz.
-          Uçağa binmekten nefret eder, uçak korkusu vardır.
-          Kimsenin evine gitmez, Çolpan İlhan dışında.
-          Attilâ İlhan sigarayı ve içkiyi hiç sevmez, meyhane sohbetini de. Ayık kafa ile konuşmayı, düşünmeyi tercih eder… tabii konuşanları ve düşünenleri de!
Düşünür Attilâ İlhan’ı Cumhuriyet gazetesindeki köşesinden ve yıllarca TRT 2’de yaptığı sohbet programından bilen bilir. Sol görüşlüdür, ulusalcıdır ve büyük bir Atatürk hayranıdır. Bilmeyen ve merak edenlere bu kitabı tavsiye ederim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder