14 Haziran 2013 Cuma

Bir Mantonun Hikâyesi – Soledad Puértolas


Kitap, Mar’ın kısa süre önce ölmüş olan annesine ait bir kürk mantoyu aramasıyla başlıyor. Umutsuzca ve takıntılı bir biçimde her yerde arıyor mantoyu Mar. Kendi evinde, kız ve hatta erkek kardeşlerinin evlerinde, bir zamanlar tüm ailenin bir arada yaşadığı, şimdi ise sadece yaşlı ve bakıma muhtaç babasının yaşamakta olduğu evde… Peki ama nerede olabilir o güzelim kürk manto? Annesine dair ne kadar da çok anıya bu kürk manto eşlik etmektedir. Peki ama ölen annenin boşluğunu bir manto doldurmaya yeter mi? Acı hiç hafifler mi? Mar düşünceler içinde kaybolmuşken kürk manto birden karşısına çıkıverir. Kapıcının güzel karısının sırtındadır manto. Tam da bu noktada hikâye biter ve bir başkası başlar. Ta ki son hikâyede kürk manto ve Mar yeniden karşımıza çıkana dek, Soledad Puértolas birbirinden güzel hikâyeler anlatır okuyucuya. Yaşama, yaşamın sıkıntılarına, rutinine, ilişkilere, yalnızlığa, farklı şehirlere ve daha pek çok şeye dair…
İlginç olan şu ki, bir hikâyenin herhangi bir yerinde bahsi geçen sıradan biri bir diğer hikâyede başkahramana dönüşüveriyor. Tüm kitap, bir biçimde birbirleriyle ilişkisi olan ya da hayatlarının bir döneminde yolları bir biçimde kesişmiş insanların hikâyelerini anlatmakta… Daha çok da kadın hikâyeleri bunlar. Mekân büyük ölçüde Madrid olsa da, bazı hikâyelerde yazar bizi farklı şehirlere de götürüyor kahramanlarıyla birlikte… Mesela Manchester’a ya da Venedik’e… Ancak bu şehirler kahramanların iç sıkıntılarını ya da kaygılarını dağıtıcı değil, tam tersine arttırıcı rol oynuyorlar hep. Kitapta gerçekten çok beğendiğim öyküler var. Özellikle bir tanesine bayıldım. Evliliğin ve sorumlulukların rutininden bunalmış bir ev kadını kocasına ayda bir günü evde yalnız geçirmek istediğini söylüyor. Hiçbir şey yapmadan, pinekleyerek ya da keyfince dolaşarak… Herhangi bir somut plan yoktur aslında kafasında. Sadece biraz nefes almak istemektedir. Kocası ılımlı bakar bu teklife. Buna göre, ayda bir gün koca işten doğruca bir otele gidecek ve geceyi orada geçirecektir. Planı uygulamaya koyarlar. Başlangıçta her şey harika gitse de, zamanla bir şeyler değişmeye başlayacaktır. Malum, rutini kırma girişimi mutluluk da getirebilir, mutsuzluk da… Risk almaya değer mi acaba? Her öykü beraberinde bir dolu soru getirip koyuyor önünüze. Bu kitap neden hâlâ Türkçe’ye çevrilmemiş, anlayabilene aşk olsun…
        

4 yorum:

  1. çok beğendim yorumunu ya..keşke türkçe çevirisi olsa da alsam ya çok üzüldüm

    YanıtlaSil
  2. Çok sağol :) Valla iş yayınevlerine düşüyor artık. Vampir öyküleriye uğraşmaktan böyle güzel kitapları ihmal ediyorlar :)

    YanıtlaSil
  3. Kitabın konusu inanılmaz hoşuma gitti. Umarım en kısa zamanda yayınevleri Türkçe'ye çevirirler de biz de okuma şansını yakalarız. Paylaşım için teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için de ben teşekkür ederim :)

      Sil