14 Temmuz 2013 Pazar

Jane Eyre – Charlotte Brontë


Bu güzelim kitabı yıllar sonra yeniden, böyle sefil sıcaklarda değil, çok daha farklı koşullarda okumayı tercih ederdim ne yalan söyleyeyim. Şöyle soğuk, yağışlı bir kış günü, elimde koca bir fincan kahveyle, ekose bir battaniyeye sarınmış vaziyette, rahat, kadife bir kanepeye uzanmış olarak mesela… Lafı çok uzatmadan söyleyeyim. Bu kitabı uzun bir aradan sonra yeniden okuma nedenim aslında başka bir kitap… Jean Rhys’ın Geniş, Geniş Bir Deniz (Wide Sargasso Sea) adlı romanı… Jane Eyre’i bilenler bilir. Romanda kilit altında tutulan, son derece ürkütücü ve tehlikeli bir “deli kadın” vardır. Jane Eyre’de bu kadını sevgili Rochester’ın gözünden tanırız ve laf aramızda pek de sevmeyiz. Rhys’ın romanı işte bu gizemli deli kadın hakkında… Romanın arka kapağındaki kısa tanıtım bende öylesine büyük bir merak uyandırdı ki, romana başlamadan ve Bertha adındaki bu deli kadına bir de Rhys’ın gözünden bakmadan önce Jane Eyre’i yeniden ve zevkle okumaya karar verdim. Sözü dolandırmadan, gelelim Jane Eyre’e…
Jane Eyre, Brontë kardeşlerden en büyüğü olan Charlotte Brontë tarafından 1847’de yayımlanmış. Charlotte Brontë 1816 doğumlu, yani romanı yayımlandığında otuz bir yaşında… Yazarın en önemli eseri olan Jane Eyre, kelimenin tam anlamıyla erkek egemen bir dönemde, kadın hak ve özgürlüklerine sahip çıkan öncü romanlardan biri olarak kabul edilmekte. Brontë, en zor koşullarda yetişmiş genç bir kızın, aklı, sağlam karakteri ve iradesi sayesinde yaşamını istediği biçime sokma çabasını anlatıyor. Jane Austen okurlarının hiç de yabancısı olmadığı bir kadın karakter sözün kısası… Kimileri Jane Eyre romanını Emily Brontë’nin Uğultulu Tepeler’i ile kıyaslamaya ve yüksek notu ikincisine vermeye bayılır. Uğultulu Tepeler’i kısa süre önce okumuş ve etkisinde kalmış biri olarak “Jane Eyre’e haksızlık etmeyelim lütfen” derim. Çünkü ikisi de birer başyapıt bence. İkisinin de lezzeti ayrı…
Gelelim kitabın konusuna… Küçücük bir bebekken anne ve babasını kaybeden Jane iyi kalpli ve zengin dayısı tarafından himaye edilir. Ancak dayısı da kısa süre içinde ölünce, küçük kız gaddar yengesinin eline kalır. Kocasının vasiyeti gereği kızı evde tutan ancak her fırsatta ezen yenge, çocuk sekiz yaşına gelince onu yatılı bir okula gönderir. Kimsesiz ve yoksul çocukların gönderildiği, koşulların çok çetin olduğu bir hayır kurumudur burası. Jane burada sekiz yıl okur ve iyi bir eğitim alır. Zeki, çalışkan, koşullarının fazlasıyla farkında, duyarlı bir kızdır Jane Eyre. Mezun olduktan sonra, aynı kurumda iki yıl da öğretmenlik yapar. Ancak bir şeyler eksiktir. Bütün yaşamı, önce yengesinin evinde bin bir baskı altında, sonra katı kuralları olan sıkıcı bir okulda geçmiştir. Hayatı tanımak, kendi serüvenini yaşamak için can atmaktadır. Nitekim, bir gün gazeteye ilân vererek iş aramaya başlar. Kısa sürede bir mektup alır ve Thornfield Malikânesi’nde mürebbiye olarak işe başlar. Ve aradığı heyecanı bulmakta gecikmez. Evin karizmatik efendisi Rochester’a âşık olmuştur Jane Eyre. Bundan sonra ne mi oluyor? Okuyun derim. Okuması büyük bir keyif çünkü. Bu aşkın sonu nereye varır ve Jane Eyre’i neler beklemekte? Tüm cevaplar kitapta…   
Yazıma son verirken, “Rochester” diyorum. Edebiyat âleminin fikrimce en karizmatik ve ilginç erkek karakterlerinden biriyle karşı karşıyayız. Jane Eyre zaten Jane Eyre, hanım hanımcık, akıllı, kararlı, ne istediğini bilen, güçlü, sevimli, vesaire, vesaire… Ama Rochester başka… Bu kitabı sırf onun için bile yeniden ve yeniden okumaya değer.
 

8 yorum:

  1. Bu kitabı ne zamandır ben de tekrar okumak istiyorum. Geçenlerde Uğultulu Tepeleri okudum şimdi de diğer Bronte kardeşin kitabını okyarak devam etmek istiyorum..
    Size de keyifli okumalar diliyorum..
    Selam ve sevgilerimle..:))

    YanıtlaSil
  2. çok güzelmiş ben henüz okumadım okumak istiyordum yorumun iyi oldu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkese öneririm. Su gibi akıp giden bir roman.

      Sil
  3. Siz İngiliz Edebiyatı öğrencisi/ mezunu musunuz?
    İki romanı birlikte genelde bu bölümün derslerinde okuyoruz da, merak ettim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Nesrin,
      Edebiyat mezunu değilim. Uluslararası İlişkiler okudum ama edebiyata çok meraklıyım. Rus edebiyatına özellikle... İki romanı birlikte okuttuklarını bilmiyordum doğrusu ama öğrendiğime çok sevindim. Ve de nasıl ele aldığınızı çok merak ettim :)

      Sil
    2. Bu soruyu daha önceden sormuş olabilirim; onu hatırladım şimdi :)
      Geniş Geniş Bir Deniz'i, bir dönem post-colonial dersinde, sömürgecilik ilişkileri açısından, başka bir dönemde de Women and Writing dersinde Jane Eyre ile birlikte ötekileştirme, isimsizlik temaları üzerinde durarak feminist teorinin gelişimini nasıl örneklediklerine bakarak incelemiştik.
      Jane Eyre gibi bakın o dönemde nasıl da kadınların haklarını savunuyor dediğimiz bir kitabın Geniş Geniş Bir Deniz sayesinde hiç de masum olmadığını görmek çok ilginç bir deneyimdi:)

      Sil
    3. Ne güzel derslermiş öyle :)
      Benim için de müthiş bir tecrübe oldu ikisini sıcağı sıcağına arka arkaya okumak.

      Sil