2 Temmuz 2013 Salı

Şu Işık! – Carlos Saura


Carlos Saura en sevdiğim yönetmenlerden biridir. İspanya’nın dünya sanatına en büyük armağanlarından da biridir fikrimce. Flamenco, Tango, Peppermint Frappé, Kanlı Düğün (Bodas de Sangre), Fados, Carmen ve daha nice güzel film… Dans ve müzik sinemada ancak bu kadar güzel ifade edilebilir. Saura’nın ulaştığı estetiğe ulaşmak çok az yönetmene nasip olmuştur herhalde. Bu kitaba İspanyol Kültür Merkezi’nin kütüphanesinde rastlayınca açıkçası çok şaşırdım. Bir kitap yazmış olduğundan haberim yoktu doğrusu. 2000 yılında yayımlanmış Şu Işık! (¡Esa Luz!). İspanya İç Savaşı’nın başlamasıyla paramparça olan bir aşkın, bir ailenin hikâyesini anlatıyor romanında. Malum, Saura, Franco karşıtlığıyla da ünlüdür. Franco rejiminin hüküm sürdüğü yıllarda sanatını sert bir eleştiri aracı olarak kullanmaktan kaçınmamış bir sanatçı Saura. Kitabı da bunun ışığında okumak gerekir. Saura 1932 doğumlu. Savaş başladığında sadece dört yaşında bir çocukmuş. Gerek savaşın, gerekse de faşist dönemin yaşamında derin izler bırakmamış olması mümkün değil. Bunun sanatına yansımış olması da çok normal. Romanında savaşın, baskının, kardeşin kardeşi katletmesinin hem toplum, hem de bireyler üzerinde nasıl yıkıcı bir etki yarattığını gözler önüne seriyor. Tüm bunlar, tüm bu barbarlık ne için? Bir dolu soru bırakıyor önünüze. Belli ki yıllardır cevabını aradığı sorular bunlar. Tıpkı bir dizi ya da film senaryosu gibi Saura’nın romanı. Bir sinemacının elinden çıktığı çok belli. Belki bir gün Türkçe’ye çevrilir bu kitap. Benim gibi Saura hayranlarının ilgileneceğinden eminim.   

12 yorum:

  1. İspanyolca okuyabildiğini bilmiyordum. Ne güzel! Ben de okuyorum ama henüz bir romana girişemedim. Biraz da gözüm korkuyor. Başlangıç için basit bir dili ve kurgusu olan roman önerilerine açığım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç gözün korkmasın derim. Ben de üç yıldır okuyorum zaten. Marquez'in On İki Gezici Öyküsü (Doce cuentos peregrinos) mesela. İspanyol olsun dersen Soledad Puertolas'ı kesinlikle tavsiye ederim. Dili çok sade kullanıyor. Alfaguara'nın sitesinde pek çok kitabın ilk 10-15 sayfası oluyor bu arada. Tanıtım için koyuyorlar. Onların arasından da seçebilirsin. Benim çok işime yarıyor. Julio Llamazares de olabilir.

      Sil
  2. Ben de çok şaşırdım şimdi Carlos Saura'nın kitabını görünce...Marquez'i İspanyolca okumak mı? :D Aman aman diyorum! Ben Aşk ve Öbür Cinler'i hem Türkçe hem İngilizce okumuştum; o bile çok ağır gelmişti. Sonra İspanyolca bir romanını daha aldım ilk 3 sayfada pes ettim. Cervantes'ten B2 sertifikasını aldık ama Marquez'e yetmiyor maalesef :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Latin Amerika edebiyatı söz konusu olunca biraz da çeşitleniyor sözcükler tabii... Mesele orada galiba. Bu arada Aşk ve Öbür Cinler ne şahane kitaptır öyle... Saludos a Barcelona...

      Sil
    2. Desafortunadamente artık döndüm, değiştirmemişim kalmış öyle. Evet Marquez ve büyülü gerçekçilik hastasıyım zaten :) Belki de ondan Türkiye'de de İhsan Oktay Anar'ın romanlarını çok beğeniyorum, o da büyülü gerçekçilik, ama doğru onun romanlarını kim beğenmiyor ki? :)

      Sil
    3. Çok merak ettiğim ama maalesef hiç okumadığım bir yazar İ.O.Anar. Bu yıl bitmeden Puslu Kıtalar Atlası ile bir başlangıç yapsam iyi olacak galiba :)

      Bu arada ben de tam bir Latin Amerika edebiyatı hastasıyımdır. İspanyolcamı bir ona bir de çocukluk yıllarıma damgasını vuran telenovelas'a borçluyum :) Los ricos también lloran dersem yeterli olur sanırım ya da Manuela (ama fonda mutlaka Julio Iglesias olmalı :)) İlk kez onlar sayesinde İspanyolca'ya ve L.Amerika'ya ilgi ve sempati duydum dersem abartı olmaz :)

      Sil
    4. Böyle bir blog sahibinden beklemezdim Anar okumamış olmasını :) Mutlaka hızlandır bu süreci derim; zaten epey sürükleyici dili ağır olmasına rağmen.
      Benim İspanyolca'ya sevgim herhalde 3-4 yaşında arabada dinlediğimiz Gypsy Kings albümüyle başladı, sonra Ricky Martin ile devam etti. Küçükken ben Ricky ile tanışıp İspanyolca konuşacağım diye hayal ederdim :).
      Pembe dizilere gelince burda uzun süre Thalia sevdası yaşandı sanırım ve Natalia Oreiro; ben hiç izlemedim. Goodreads'e üye misin?

      Sil
    5. Açıkçası ben de utanıyorum ama henüz hiç okuma fırsatım olmadı :) İnşallah en kısa zamanda...
      Sanırım sen 90'lı yıllarda yetiştin. Bense 80'lerde... Ricky Martin fırtınası eserken biz yirmili yaşlarımızı sürüyorduk. Thalia ve Oreiro'yu hiç duymamış olmam da ondan galiba. Biz daha çok anneleri Köle Isaura, Zenginler de Ağlar ya da Manuela izlediği için Meksika, Arjantin, Brezilya dizilerini ezbere bilen nesildeniz :)
      Goodreads'e üyeyim ama maalesef pek uğrayamıyorum.

      Sil
    6. Haklısın,88liyim...Ricky çıktığında ilkokuldaydım ama 20li yaşlarda olanları da fena sardığını hatırlıyorum. Thalia'yı duymadın mı? Maria Mercedes, Rosalinda, Marimar...Natalia ise Vahşi Güzel(Muñeca Brava). Ordaki platform da çok güzel aslında; ben de yazımı yazdım seninki gibi derinlikli olmadı ama olsun; http://egecita.blogspot.com/2013/07/carlos-fuentesten-deri-degistirmek.html

      Sil
    7. Ben 77'liyim... Açıkçası hiç duymadım bu isimleri. Belli ki o dönemde televizyondan adamakıllı kopuk yaşamışım :) Yazını hemen okuyorum. Güzel yazdığından eminim.

      Sil
    8. Bu arada Sefarad kültürüyle de ilgileniyorsan Beyazıt Akman'ın Son Sefarad kitabını tavsiye ederim. Tabii ki her Türk tarih romanı gibi biraz milli duyguları kabarık bir roman ama güzel işlenmiş; özellikle Endülüs'ü gezdiysen çok keyifli okunuyor.

      Sil
    9. Maalesef henüz gezemedim ama kitap ilginç duruyor. İlk fırsatta okumak isterim.

      Sil