21 Ekim 2013 Pazartesi

Aydınlanma değil, merhamet! (Gogol’un İzinde – I. Kitap) – Alev Alatlı


Rus kültürü ile ilk ciddi karşılaşmam Dostoyevski sayesinde olmuştur. Orta ikideydim (Bir zamanlar böyle derdik J). Türkçe öğretmeni sene başında derse girmiş ve tüm tahtayı gelmiş geçmiş en kral klasiklerle doldurmuştu. O seneki okuma listemizdi bu. Daha doğrusu, listeden istediğimiz kitapları seçecek ve bunları okuyup sınıfta tanıtacaktık. Büyülenmiş bir biçimde, listede yer alan iki kitaba yöneldiğimi dün gibi hatırlıyorum. Suç ve Ceza ile Karamazof Kardeşler. Bugün Kadıköy’deki Nezih Kitabevi’nin olduğu yerde Gençlik Kitabevi vardı o yıllarda. Hemen oraya koşup bu iki kitabı satın almıştım. Meşhur MEB klasikleri serisinden… Çocuk aklımla, büyülenmişçesine kısa sürede okuyup bitirmiştim ikisini de. Rus ruhu denen şey aklımı çelmişti sanki. Sonrası da geldi tabii… Puşkin, Gogol, Çehov, Tolstoy, Turgenyev… Yıllardır kürkçü dükkânına dönüp duran tilki misali, ne okursam okuyayım ve okuduğumu ne kadar beğenirsem beğeneyim, yolum dönüp dolaşıp Rus edebiyatına çıkar. En çok da Dostoyevski’ye şüphesiz…
Edebiyat, tüm bu yazarlar, zaman içerisinde Rus kültürüne karşı müthiş de bir merak ve öğrenme, anlama isteği uyandırdı bende. Rus tarihi, Rus sineması, Rus müziği, mutfağı ve Rusya’ya dair ne varsa ilgimi çeker oldu. Yaklaşık on yıl kadar önce, elimde olmayan koşullar yüzünden yarım kalan bir Rusça öğrenme maceram da vardır hatta.  Alev Alatlı’nın kitabını da ilk o dönemde görmüştüm. Daha yeni çıkmıştı. Moskovalı bir Rus olan hocam, elinde Alatlı’nın kitabıyla sınıfa girmiş ve hiç beğenmediğini söylemişti. Bir de ben okuyayım demiştim kendi kendime. Meğer bugüne kısmetmiş. Bir solukta okudum, bitirdim kitabı. Aydınlanma değil, merhamet! bir üçleme aslında. Ben üçlemenin ilk kitabı olan Gogol’un İzinde’yi okudum. Bu kitabı Dünya Nöbeti ile, Eyy Uhnem, Eyy Uhnem takip etmiş. Alatlı, 2006 yılında, büyük Rus yazarının 100. doğum yılı münasebetiyle verilen Şolohov 100. Yıl Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş bu kitabıyla.
Çok değişik bir kurgusu var kitabın. Rusya’ya ve Rus kültürüne dair bir ton bilgiyi çok özgün ve şaşırtıcı bir kurguyla bir romana dönüştürmeyi başarmış Alev Alatlı. Okurken hayretler içinde kaldım. Bu kadar çok bilgiyi, yolunu kaybetmeden bir araya getir, harmanla! Kolay iş değil. Kimler yok ki kitapta! Gogol’den Rasputin’e, Nabokov’dan Stalin’e, Soljenitsin’den Büyük Petro’ya neredeyse herkes. Romanın ana karakteri Güloya adında bir Türk kadını. Büyük bir aşk acısı karşısında Türkiye’den ayrılıp, yeniden dirilmek üzere Rusya’ya gidiyor. Bir kendi dünü bugünü, bir Rusya’nın dünü bugünü… Evet, bu bir roman ama aynı zamanda fikrî bir eser, bir gözlemler ve yorumlar bütünü. Çünkü bir problematiği var. Bir argümanı var. Batı’nın Aydınlanma anlayışına karşı, Rusya’nın maneviyatını öne çıkarıyor ve yitip giden değerler için ah ediyor. Rus kültürüne meraklıysanız ve bu konuda belli bir bilgi birikiminiz varsa, kitap kesinlikle ilginizi çekecektir. İşte kitaptan vurucu bir alıntı:
“Rus ovasında insanlar ya ölesiye mümin ya da ölesiye imansızdırlar. Orada ortada yol yoktur. Bu ovada sarhoş bile ölesiye sarhoş olur.”
2005 yılında İlber Ortaylı ve Alev Alatlı’nın katılımıyla gerçekleştirilmiş olan bir konferansın linkini de ekliyorum yazıma. Konu elbette ki Rusya… İyi okumalar!
Bu arada, unutmadan söyleyeyim, Rusya ve Moskova’ya dair harika bir blog biliyorum. İşte adresi:

4 yorum:

  1. viva la muerte dönmemi bekliyor bir senedir, dün elime aldım yeniden, haydi hayırlısı :)

    bu serisini bilmiyordum ama, iyi oldu öğrendiğim.
    bir de... nerede kitap okuma ödevi veren ve bu ödevi sevdiren öğretmenler ve öğrencileri, nerede internetten roman özeti çıktısı alan şimdikiler :(

    YanıtlaSil
  2. Ben de o kitabı merak ediyorum. Miguel de Unamuno'yu hatırlatıyor bana kitabın adı.

    MEB yayınları dönemini siz de hatırlıyorsunuz. Hatta Taksim'de yerleri bile vardı kitap satan.
    Sormayın... O tip öğretmenler var mı acaba bugün de bir yerlerde? Benim hayatımda önemli bir dönüm noktası oldu o gün.

    YanıtlaSil
  3. Sırada bu var, çünkü kaç aydır bekletiyorum, demek ki okuma vaktim gelmiiiş :)

    YanıtlaSil