19 Kasım 2013 Salı

Sahilde Kafka – Haruki Murakami


Tam bir hayal kırıklığı daha… Uzun zamandır okumayı istediğim bir yazardı Murakami. Adı o kadar çok anılıyordu ki, garip bir önyargıyla okumayı erteleyip duruyordum. Nedense beklentimi çok yükseltmişim beklerken. 2005 yılında yayımlanmış Sahilde Kafka. 1949 doğumlu Japon yazar Murakami’nin en çok okunan romanlarından biri. Belki de yanlış kitapla başladım ama uzun süre yeni bir Murakami daha okumak istemediğimden eminim.
650 sayfalık upuzun bir roman Sahilde Kafka. Kafka Tamura adında 15 yaşında bir çocuğun evden kaçmasıyla başlıyor. Görünüşe göre hem babasından hem de yazgısından/bir kehânetten kaçıyor. Yola çıkış ve bunu takip eden bir dizi olay… Kafka’nın hikâyesine paralel bir biçimde gelişen ancak bir noktadan itibaren onun hikâyesiyle kesişen bir hikâye daha var kitapta. 65 yaşındaki Nakata’nın hikâyesi. O da, neredeyse tüm yaşamını geçirdiği semtten ayrılıp yola çıkmak zorunda kalıyor. Ve yazgı ikisini de aynı yere taşıyor. Roman boyunca bir kez bile karşılaşmasalar da onların öyküsü iç içe geçmiş durumda.
Murakami’ye başlarken Japon kültürüne, Japon edebiyatına dair bir şeyler öğrenebilmekti hayalim biraz da. Bu roman Japon olmaktan çok uzak maalesef. Kendimi Amerikanvari bir senaryonun içinde gibi hissettim roman boyunca. Gizemli taşlar, girilip çıkılan, açılıp kapanan boyutlar, evrenler, Lost nostaljili ürkütücü ormanlar, Hawai tişörtlü, Ray-Ban gözlükler takan komik tipler, Amerikan esprileri… Vaktiyle “roman okumak keçiboynuzu yemek gibi bir şey bence” diyen birine rastlamış ve bu benzetmeyi çok vahim bulmuştum. Galiba ilk kez bir roman bu benzetmeyi haklı çıkardı benim açımdan. Hiçbir tat alamadım. Tam bir zaman kaybı oldu. Bir felsefesi varmış gibi yapıyor roman ama ben o felsefeyi anlayamadım. Ya çok klişe, ya çok karmaşık… Yazgılar, yollar, kapılar, karşılaşmalar… Ama bana kalan ne? Yeni ve ilginç bir şey söylemiyor bence yazar. Ve kitaba hâkim olduğu iddia edilen tüm o büyülü atmosfer inandırıcı olmaktan çok uzak geldi bana. Ve evet, Allah Márquez’e uzun ömür versin! Kimse onun gibi yazamıyor. Ve büyülü gerçekçilik hiçbir coğrafyada Latin Amerika’da durduğu gibi sahici durmuyor.

16 yorum:

  1. Murakami'nin Jağonya'da amerikanvari olmakla eleştirildiğini okumuştum. Benim de aynı senin durumundayım, hiç Murakami okumamış olmak eksiklik gibi geliyor. Ben de yazarın ilk romanlarından Norwegian Wood'u seçtim. Bakalım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım seversin. Herkes kendi tecrübe etmeli bazı şeyleri. Bir soru işaretiydi kafamda bir süredir. En azından şimdi iyi kötü bir fikrim var. İmkansızın Şarkısı'nı okurum herhalde bundan sonra yeniden bir Murakami okuyacak olsam. Sırada İhsan Oktay Anar var :) Onu da merak ediyorum. Bakalım :)

      Sil
  2. Bir ara o kadar çok konuşuldu ki, ben de okumak istedim Murakami. Birkaç olumsuz yorum okudum, onun dışında gördüklerim, duyduklarım övgüydü hep. Ama bir türlü elim gitmedi, alamadım. Yine de kısa bir kitabını bir denemek istiyorum, neydi adı, İmkansızın Şarkısı gibi bir kitabı vardı sanırım, pek kalın değildi. O olabilir mesela.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeniden bir Murakami okuyacak olursam ben de onu okumayı düşünüyorum.

      Sil
  3. Murakami okumadım henüz ama okuma konusunda hevesliyim. Yalnız daha okumadığım halde bence de Márquez gibi olamaz. Kimse bir Márquez olamaz. Adam bambaşka yazıyor. Yüzyıllık Yalnızlık bence tek başına bir kütüphaneye bedel, öyle diyeyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de henüz pes etmedim ama uzun bir süre yeniden okumam gibi geliyor. Marquez bir harika. Benim için hem Marquez'in hem de L. Amerika edebiyatının yeri çok ayrı.

      Sil
  4. Murakami'nin tek kitabını okudum o da Norwegian Wood/ İmkansızın Şarkısı. Ben İngilizce'sini okumuştum sanırım o zaman daha Türkçe'ye çevrilmemişti emin değilim. 2008'di sanırsam. Beni epey sarsan bir kitap olmuştu. Bir anlamda kafamdaki ahlak ve etik kurallarını darmadağın eden, kabullenmekte zorlandığım olaylar örgüsünün içine girmiştim. Murakami, zaten Japon edebiyatının dışında kalan farklı tarzıyla ünlenmiş diye biliyorum ben de.
    Bir de büyülü gerçekçilik Osmanlı zamanlarına da yakışıyor :) Bir an önce İhsan Oktay Anar diyorum!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam da şu sıra okumaktayım :) Puslu Kıtalar Atlası... 90. sayfaya geldim, hikaye sanki yeni yeni açılıyor. Bakalım. Müthiş bir etkilenme olmadı henüz.

      Sil
  5. seda hanım söylediğiniz gibi sahilde kafka biraz sıkıcı . sahilde kafkayı beğenmediyseniz devasa kitabı 1Q84 e el sürmeyin bile :)
    japon kültürü ve murakami diyorsanız en iyi başlangıç sizin de ilk fırsatta okumayı düşündüğüm dediğiniz İmkansızın Şarkısı/Norwegian Wood olmalıdır.

    YanıtlaSil
  6. Mavi Tuna merhaba,
    İnanır mısınız, 1Q84'ten de aynı nedenle uzak duruyordum. Sanki sezmiş gibi :)
    Yanlış başlangıç olmuş benimkisi. Neyse, en azından tekrar Murakami dediğim gün okuyabileceğim ilginç bir kitap var galiba.

    YanıtlaSil
  7. japon kültüründen birşeyler bulmak ise amacınız yanlış seçimdir murakami. tavsiyem yukio mişima olur. hele otobiyografik unsurlar ilginizi çekiyor ise " bir maskenin itirafları" dan başlayın tanımaya mişimayı.
    murakami farklıdır. hayal kurmanın sınırsızlığının kanıtıdır. biraz amerikan varidir ama içi boş değildir onlar kadar. arada cımbızla çekmeniz gereken cümleleri vardır akılda kalan, kalması gereken. deniz kenarında okunması gerekenlerden değildir o. dizinizde battaniye elinizde kahve vaktiniz varken okunmalı, belki 2. sayfada okuduğunuz bir cümle üzerine kitabı kapatmalısınızdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Listeme aldım Mişima'yı. Sağ olun. Murakami'ye gelince, bu kitabı beni sarmadı ama yeni bir denemeye açığım elbette.

      Sil
  8. Bence Sahilde Kafka Haruki Murakami okumaya başlamak için yanlış bir seçim. Önemli bir eser olabilir ama keşke daha önce yazarla tanışmak için başka kitaplarını okusaydın. Bu arada Yukio Mişima yi hiç önermem :) hele maskenin itiraflarını hiç önermem..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geç olsun güç olmasın. Murakami'yi bir ara yeniden okumak istiyorum Canan. Mişima'yı sevmedin sanırım :)

      Sil
    2. Gerçi okuduklarınıza baktım ve Mişima'yı beğenebileceğinizi düşünüyorum. En nihayetinde ben Malina'yı da sevmemiştim. Bu sayede blogunuzu takip eder oldum en azından bu güzel oldu :)

      Sil
    3. Çok memnun oldum :) Malina'yı beğendim, evet, çok ilginç geldi bana.

      Sil