10 Ocak 2014 Cuma

Uzak Tepeler – Kazuo Ishiguro


Bu aralar daha önce hiç okumadığım yazarları okuyorum genelde. Kazuo Ishiguro da onlardan biri. İsmi sizi yanıltmasın, kendisi Japon asıllı ama kitaplarını İngiliz dilinde yazıyor. Ki bu da onu Japon edebiyatından ziyade İngiliz edebiyatının bir üyesi yapıyor. Yapıyor mu gerçekten? Ya da tam olarak yapıyor mu? Bu soru hep meşgul etmiştir kafamı. Mesela Nabokov… Rus asıllıdır ama çoğunlukla İngilizce yazmıştır malum. Ya da Trinidad’lı Naipaul örneği… Daha da ilginci, yakın zamanda kitaplarını Fransızca yazmaya başlayan Milan Kundera aslında. Nedir belirleyici olan? Akademi ne diyor mesela? Yanlış hatırlamıyorsam, Elif Şafak da kitaplarından birini İngilizce yazmıştı. Bu kitap Türk edebiyatından bir örnek mi sayılıyor bu durumda da? Dil tek belirleyici mi? Ve daha bir dolu soru geliyor aklıma. Neyse, şimdilik bu soruları bir yana bırakıp biz Ishiguro’ya dönelim.
Kazuo Ishiguro 1954 Nagasaki doğumlu. Beş yaşındayken ailesiyle birlikte İngiltere’ye yerleşmiş ve halen orada yaşamakta. Kent Üniversitesi’nde İngilizce ve felsefe eğitimi almış. Uzak Tepeler (A Pale View of the Hills) ilk romanı. 1982 tarihli. 1989’da yayımlanan Günden Kalanlar (The Remains of the Day) en önemli eseri olarak kabul ediliyor. Bu kitabıyla Booker Ödülü’nü kazanmış ve hatta roman sinemaya uyarlanmış. Yazar hakkındaki bu kısa tanıtımdan sonra gelelim kitaba…
Uzak Tepeler kısa bir roman. Anlatıcı, İngiltere’de yalnız yaşayan yaşlı Japon kadını Etsuko. Yakın zamanda büyük kızı intihar etmiş. Ablasının cenazesine katılmamış olan kız kardeş Niki annesini ziyarete gelir. Anne-kız arasında tuhaf, sebebi anlaşılamayan bir uzaklık, bir iletişimsizlik vardır. Niki annesinin evinde beş gün kalır. Bu beş gün boyunca Etsuko sık sık geçmiş yaşamına, Japonya’daki yıllarına döner. Atom bombasıyla altüst olmuş yaşamlar, yeniden inşa edilen bir şehir ve hayata tutunmaya çalışan insanlar… Etsuko da onlardan biridir. Bu beş gün boyunca, en çok da Nagasaki’deki komşusu Sachiko ile onun küçük kızı arasında geçenleri anımsar. Sachiko ile kızı arasındaki ilişki neden bu kadar önemlidir Etsuko için? Onların ilişkisinden yola çıkarak belki de kendisi ile kızları arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışmaktadır. Ne olursa olsun, düne çok fazla takılıp kalmaması, geleceği düşünmesi gerektiğinin farkındadır. Nagasaki gerçeği ona her şeyden çok bunu öğretmiştir çünkü.
Ben sevdim bu romanı. Sade ve soğukkanlı bir hali var. İnsanın zihnini harekete geçiriyor. Anne-çocuk ilişkisi, sorumluluk-özgürlük çatışması, geçmiş-gelecek ve daha bir dolu ikilem, bir dolu soru... Edebiyatın gücü en çok da bize yaşattığı tecrübeden geliyor galiba. Yaşamınız boyunca belki de hiçbir zaman karşılaşmayacağınız insanlarla, hayatlarla yolunuzu kesiştirip, sizi düne, yarına hatta gerçekliği olmayan dünyalara götürmesi, bilmediğiniz toprakların, denizlerin, dünyaların kokusunu taşıması ne kadar da mucizevî… Bu kitap bana bir kez daha bunları düşündürdü.

6 yorum:

  1. Ishiguro'yu Ingiliz edebiyati kapsaminda anmamizin sebebi Ingilizce yazmasindan ziyade Ingiltere'de büyümüş olmasi. Japonya'dan cok kucukken göç etmisler Ingiltere'ye ve dolayisiyla Japonya ile kitaplarina etki edecek bir bagi yok. Elif Safak ve diger farkli dillerde yazan yazarlar icin eserlerinin verildigi cografyadan cok uzaklasmis olduklarini soylemeyiz ancak Ingilizce yazarak farkli bir dilde kimliklerini yeniden tanimladiklari, bu sayede o dile vakif insanlara bir adim yaklastiklari ve nihayetinde eger dunya edebiyati diye birsey varsa o kategoriye saglam adaylar olduklarini söylemek mümkün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Nesrin. Bildiğim kadarıyla İngiliz Dili ve Edebiyatı okumuştunuz. Yorumunuz önemli benim için. İlginç olan şu ki, yakın zamanda okuduğum Murakami'den çok daha Japon geldi bana İshiguro. Elbette yanılıyor olabilirim. Çünkü her iki yazardan da sadece birer kitap okudum henüz. Ishiguro ile devam diyorum. Sırada Günden Kalanlar var.
      Daha sık yazarsanız sevinirim bu arada.

      Sil
  2. Evet Ingiliz edebiyati:) Bu kitabi okumadim belki de dediginiz gibi Murakami'ye kiyasla daha Japon olabilir. Diğer kitaplarinda da tipik Ingilizlik var diyemeyiz aslinda; ama Gunden Kalanlar tipik Ingiliz'e en fazla yaklasan romani olsa gerek. Okudugunuzda hemen fark edeceksiniz.
    Bir de telefondan yazdigim icin karakterler boyle abuk subuk oluyor kusura bakmayin lutfen.
    Sevgilerle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç önemli değil. Herşey çok okunaklı. Takip etmeye değer bir yazar daha keşfetmek harika gerçekten. İngiliz Edebiyatı'ndan Jean Rhys'ı keşfetmiştim bu yaz. Onu da sevmiştim. Böyle bizde çok bilinmeyen iyi yazarlar mutlaka vardır. Tavsiye edebilecekleriniz olursa sevinirim.

      Sil
  3. çok merak ettiğim ama bir türlü kısmet olup okuyamadığım bir yazar. okumalarınızı takip
    ediyorum, çok güzel..

    YanıtlaSil