18 Mart 2014 Salı

Yılanların Öcü - Fakir Baykurt


1950-1970 yılları arasında, özellikle Köy Enstitüsü kökenli yazarlar tarafından kaleme alınan eserler “köy romanı” olarak tanımlanmış. Bu dönemde, Talip Apaydın’dan Kemal Bilbaşar’a, Abbas Sayar’dan Fakir Baykurt’a pek çok isim, köylünün yoksulluğunu, cehaletini, çaresizliğini, kırsalda sürdürülen yaşamın zorluklarını, toprak sorunlarını, ağalık düzeni ve sömürüyü anlatan romanlar yazmışlar. Köy romanı, her ne kadar, 1980’li yıllardan itibaren “kent romanı” karşısında tutunamamaya başlasa da, bir döneme damgasını vurmuş ve ilgiyle okunmuş. Köylünün sosyo-ekonomik sorunlarını gerçekçi bir bakışla ele alan bu romanların en önemlilerinden biri Yaşar Kemal’in İnce Memed’i ise, diğeri de Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü adlı romanıdır herhalde. 
Kendisi de bir Köy Enstitüsü mezunu olan Fakir Baykurt, Yılanların Öcü adlı ünlü romanını 1958 yılında yayımlamış. Burdur’un Karataş köyünde yaşayan yoksul mu yoksul Kara Bayram ve ailesinin başına gelenleri konu alır roman. Babadan kalma tek göz evde üç çocuğu, karısı ve yaşlı anasıyla yaşayan Bayram, yıllarca borç ödeyerek 40 dönümlük bir toprağa kavuşmuştur. Tüm malı mülkü bu küçücük toprakla, bir öküz ve bir inekten ibarettir. Tüm yoksulluklarına rağmen, gelecekten umutlu yuvarlanıp giderlerken birdenbire tüm huzurları kaçıverir. Köyün muhtarı, kolladığı adamlardan birine, Kara Bayram’ın evinin önündeki alanı satar. Hela ve gübrelikler evlerin ardına verildiği için, köy yerinde kimse evinin önüne ev yapılsın istemez. Kara Bayram yoksul ve “arkasız” olduğu için seçilmiştir. Ses çıkarmayacağı, boyun eğeceği düşünülür. Ancak Bayram’ın yaşlı anası Irazca, öyle oldubittiye kolay kolay pabuç bırakacak cinsten değildir. Nitekim, toprağa temel atılır atılmaz kızılca kıyamet kopar.
Yılanların Öcü, Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanmış, iki kez de sinemaya uyarlanmış. Biri 1961’de Metin Erksan tarafından, diğeriyse 1985’te Şerif Gören tarafından. Yıllara meydan okuyan bir Türk edebiyatı klasiği İnsanın olduğu yerde küçük hesaplar, çıkar ilişkileri, adam kollamalar ve adaletsizlikler son bulmuyor. Fakir Baykurt’un bu meşhur romanı, köy yerindeki o sömürü düzenini anlatıyor. Kitabın başında, yazar tarafından 1962’de kaleme alınmış “Yılanların Öcü Üstüne Meclisteki Tartışma” adlı güzel bir yazı var. “Müstehcen” olduğu iddiasıyla kovuşturmaya uğrayan, Meclis’te tartışılan kitabını ve tüm bu süreci anlatıyor Fakir Baykurt. “Sanatçı onuru” nasıl oluyor ve korunuyor, ders olarak okutulsa yeridir. Hem kitabı hem de o güzel yazıyı, okumamış olanlara tavsiye ederim.   

5 yorum:

  1. "Yılanların Öcü" adlı eserin yıllar önce filmini izlemiş ve çok beğenmiştim. Geçen haftalarda yazarın "Irazca'nın Dirliği" adlı eseri okudum. Meğer bu kitap "Yılanların Öcü"nün ikincisiymiş. 3. sü de var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Irazca'nın Dirliği'ni ben de merak ediyorum.

      Sil
  2. Bu kitaplar dönem romanlarıdır ama bence bunların büyük kısmının Türk Roman tarihinde önemli kilometre taşları sayılması gerekir. yıllar önce sanırım ortaokul sıralarında okumuştum. bulabiliriseniz "Amerikan Sargısı" romanı da vardır. ABD'nin Türkiye'yi işgalini (modern amlamda söylüyorum) hicveden güzel bir kitaptır.
    Umarım Türk edebiyat okurları, güncel kitaplardan sıyrılıp bunları da oku, yeni baskıları yapılır.
    Düşünsenize bu sene Orhan Veli Kanık'ın 100. doğum yılı. Bir tek ciddi etkinlik yok. Bu acınası sessizlik daha nereye kadar sürecek!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Artık kaç yazar bu yazarların kendilerine dert edindikleri konularla ilgili ki! Söylediğiniz kitabı bulmaya çalışırım. Yazarın tüm romanlarını Literatür Yayınları basıyor. Belki o da basılmıştır.
      İnsanlar artık market raflarında kendilerine sunulan kitaplara daha çok ilgi duyuyor. Herkes zevk aldığı şeyi okumakta elbette özgür ama bu zevki şekillendiren faktörlere bakmak lazım biraz da.

      Sil
    2. Mehmet Bilgehan, yazdıklarınıza katılıyorum. Çok doğru.


      "Amerikan Sargısı"nı ben daha yeni sahaftan almıştım. Aldığıma çok daha memnun oldum.

      Sil