26 Ekim 2014 Pazar

İmkânsızın Şarkısı – Haruki Murakami


İmkânsızın Şarkısı (Noruvei no mori), tüm dünyada büyük bir hayran kitlesine sahip Japon yazar Murakami’nin en ünlü ve en çok tavsiye edilen kitabı. Dilimize İmkânsızın Şarkısı olarak çevrilmiş ancak kitap adını Beatles grubunun ünlü şarkısı Norwegian Wood’dan almakta. Kısa bir süre önce Murakami’nin Sahilde Kafka adlı bir diğer romanını okumuş ve pek sevmemiştim. Murakami’yi bilenler bana ısrarla İmkânsızın Şarkısı’nı tavsiye etmişlerdi. Maalesef bu kez de olmadı. Hem de tamı tamına aynı sebeplerden: Fazlasıyla Amerikanvari bir atmosfer, bir türlü ısınamadığım karakterler ve okuduğum her kitapla/yazarla aramda kurulmasını beklediğim yakınlığın bir türlü kurulamaması.
Roman, otuz yedi yaşındaki bir adamın, Vatanabe’nin, üniversite yıllarına götürüyor bizi. Geçmişinde yaşadığı hüzünlü bir aşk hikâyesine tanıklık ediyoruz. Fonda ise Beatles şarkıları ve cılız da olsa, döneme damgasını vuran gençlik hareketleri var. Ancak roman kahramanımız bu hareketlerin dışında, kendi yalnızlığı ve kayıtsızlığı içine gömülmüş durumda. Bir yandan üniversite yaşamına uyum sağlamaya çalışırken, bir yandan da birbirine taban tabana zıt iki genç kadın arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Hikâyenin içinde genç ölümler/intiharlar var. Ölüm ve yaşam, umut ve umutsuzluk ikilikleri romandaki genç kadınlar vasıtasıyla başarıyla verilmiş. Bu zıtlıklar roman boyunca kıyasıya bir rekabet içindeler. Kitabı benim açımdan ilginç kılan tek şey de bu sanırım.
Murakami neden bu kadar popüler bilemiyorum. Okuyucuya konforlu bir okuma imkânı sunuyor olması bir neden olabilir mi acaba? Özellikle de romanlarında yarattığı Murakami dünyası ile… Bu dünyanın kendine özgü ve bir o kadar da sıradan rutinleri - başkalarının evlerinde yatıya kalma, yemek yeme, diş fırçalama, duş alma, kitap okuma, karşılaşmalar/yeni insanlarla tanışmalar, tren/otobüs yolculukları vs. - konunun trajik yanlarını hafifletip okuyucuya nefes aldırıyor sanki. Bunlar benim kişisel görüşlerim elbette. Her Murakami hayranının kendine has bir nedeni vardır mutlaka.
Not: İmkânsızın Şarkısı 2010 yılında sinemaya uyarlanmış. Yemyeşil güzelim sahneler bile maalesef filmi ortalamanın üstüne çıkarmaya yetmedi benim için.

16 yorum:

  1. ben de pek etkilenememiştim bu kitaptan, karakterlere ısınamadım bi türlü, herkesin herkesle yakınlaşması(!) belki soğuttu beni bilemiyorum.. bu kitabı ölmeden önce okunması gereken kitaplar listesinde görüp bir heves okumuştum ama hüsrana uğradım, benim de umudum sahilde kafka'daydı ama yorumunuzdan sonra bilemedim şimdi:)

    YanıtlaSil
  2. O listelere hep şüpheyle bakıyorum. Dayatma gibiler... Ama Murakami efsanesini gerçekten çözebilmiş değilim. Sahilde Kafka'yı ben sevmedim ama siz yine de okuyun merak ediyorsanız. Selamlar :)

    YanıtlaSil
  3. Ben de Murakami efsanesini uzunca zamandır işiten ancak henüz tanışma fırsatı edinememiş bir okuyucuyum :) Şimdi sizin yorumdan sonra nötrden negatife bir tık geriledi benim beklenti düzeyim :) Aklımda olan iki kitabına da yer vermişsiniz, İmkansızın Şarkısı ve Sahilde Kafka. Bunlardan birini seçip bir ilk tanışma merasimi düzenlemem lazım yakında. Kalın kitapları akıcı olduğu müddetçe okumakta sıkıntım yok ama ya sarmazsa diye endişelenmiyor da değilim. Zira sarmasa da sonuna kadar okuyup bitirme takıntım var...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her okuyucu farklıdır. Kitapla/yazarla kurduğu ilişki, beklentileri, bakışı... O yüzden merak ediyorsanız mutlaka okuyun derim. Üstelik gayet sürükleyici romanlar her ikisi de. Selamlar :)

      Sil
  4. Ben ciddi bir Murakami hayranıyım..tüm kitaplarını okudum, şu sıra yeni kitabı çıktı onu da yakında okuyacağım.. Murakami'yi niye sevdiğinizin bir tanımı yok... tıpkı kitaplarının neyi anlattığını çok net söyleyemiyorsanız niye sevdiğinizi de izah edemiyorsunuz... Sahilde Kafka'yı sevmediyseniz hiçbirini sevmezsiniz çünkü Murakaminin bence en güzel 2. kitabıdır... İmkansızın şarkısının gereğinden fazla abartıldığını kabul ediyorum, benim Murakami kitapları sıralamamda da üstlerde yer almaz... ben yazarı merak edenlere ''Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında'' kitabını öneriyorum... hem ince bir kitap hem diğerlerine göre daha sade ama yazarı da bütünüyle yansıtıyor... bunu okuyun yazarın tarzını görün ve ona göre devam edin diyorum... yeni başlayacaklara naçizane bir öneri... daha fazla detay için bloguma bakabilirsiniz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloğunuzu takibe aldım bile :) Söylediklerinize katılıyorum. Yazarlarla ve kitaplarla aslında çok kişisel ilişkiler kuruyoruz. O yüzden hepimizin nedenleri ayrı. Söylediğiniz kitabı not ettim. Teşekkürler, selamlar...

      Sil
  5. Murakami benim için ilginç bir yazardır. Belirli bir okur kitlesi vardır Murakami'nin ve fakat ben o okurların içine tam olarak giremedim. Nedenini çok düşündüm ve kendimce şöyle bir cevap buldum: Sanırım ben çok fazla fantastik veya hayal ürünü kitapları sevmiyorum ancak şunu mutlaka belirtmeliyim ki Sahilde Kafka'yı sevmiştim. Murakami'nin bence en iyi kitabı Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında'dır; çok keyif alarak okumuş ve özellikle sonuna hayran kalmıştım. Başka da kitabını okumadım fakat tuhaf bir şekilde yeni çıkan romanını da merak ediyorum. Diyorum ya ayılıp bayıldığım bir yazar değil ama bu adam ne yazmış diye de merak ediyorum işte :)
    Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında ile ilgili Gül Akça Hanım'ın yazdıklarına katılıyorum. Bence en okunması gereken Murakami kitaplarından biridir o.
    Sevgiyle kalın ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerleri görüşleriniz için teşekkür ederim. Murakami benim için bir muamma olmaya devam ediyor. Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında kitabını açıkçası çok merak etmeye başladım. Sanırım arayı çok açmam :) Selamlar, sevgiler...

      Sil
  6. Murakami hakkında ,görüşlerine değer verdiğim blogger'ların yorumlarına bakarak edindiğim izlenim bende de karışık :) Okuma listemin başında değil yani :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan yine de merak ediyor ama :) Neler oluyor, neden bu kadar popüler Murakami? diye...

      Sil
  7. Selamlar,

    Epeydir açıp bakmamışım son neler okuduğunuza :) Ben bu kitabı henüz Türkçe'ye çevrilmeden Norwegian Wood versiyonunu okumuştum. Yabancı bir arkadaşım tavsiye etmişti; çok da bilmeden hiçbir "spoiler" almadan başladım ve okudum. Açıkçası beni dumura uğratan bir hikaye örgüsüyle karşılaştım. An an Iñárritu'nun Babel filmindeki Japonya sahnelerinin verdiği şaşkınlık ve kabullenemezlik duygularını hissettim. Epey sarsıcı bulmuştum; daha sonra başka hiç okumadım ama Murakami, bakalım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeniden merhaba :) Babel'i izlememiştim. Merak ettim şimdi. Özellikle de Japonya sahnelerini...
      Murakami'ye bir türlü ısınamadım. Bilemiyorum. Bir hissiyat meselesi galiba. Bazen olmuyor işte :)

      Sil
    2. Iñárritu'nun tüm filmleri sarsıcı aslında; ben çok severim. Babel de Brad Pitt oynuyor bir de :D

      Sil
  8. Selamlar yine de, Goodreads kullanmaya başladın mı? Buradan takip zor oluyor bari oradan takip edeyim dedim :D bu benim profilim: https://www.goodreads.com/user/show/5009222-ege

    YanıtlaSil
  9. Merhaba,
    Goodreads üyeliğim var ama maalesef hiç aktif değil :( Bir sürü şeye yetişemiyorum artık. O da onlardan biri. Aktif kullanmaya başlarsam mutlaka haber veririm. Seninkini not ettim.

    YanıtlaSil
  10. Yarım bıraktığım ender kitaplardan biri, Hiç sevmedim.

    YanıtlaSil