26 Kasım 2014 Çarşamba

Görmek – José Saramago


2004 yılında yayımlanan Görmek (Ensaio sobre a lucidez), 1995 tarihli Körlük romanının devamı sayılır bir bakıma. Körlük’te, adı belirsiz bir kentin sakinlerinin aniden körlüğe teslim olmalarını ve sonrasında yaşanan trajik gelişmeleri anlatıyordu Saramago. Bu kez ise, yine neresi olduğunu bilmediğimiz bir ülkenin başkentinde bir seçim sonrası yaşananları anlatmakta. Roman, seçim sandıklarının açılıp da oyların yüzde 83’ünün boş olduğunun ortaya çıkmasıyla başlıyor. Bu, hükümet açısından elbette ki kabul edilemez bir durumdur. Mutlaka bir komplonun sonucudur ve şehir halkı cezalandırılmalıdır. Nitekim hızla olağanüstü hal ilân edilir. Sorumluları bulmaya yönelik girişimler fayda vermez. Acilen bir günâh keçisi bulunmalı ve tüm sorumluluk onun üzerine yıkılmalıdır. Körlük romanını okumuş olanlar bilir. Romanda, körlük salgınından kurtulmayı başaran tek bir kişi vardır. Göz doktorunun karısı… Günâh keçisi olarak işte o kadını seçer hükümet. “Madem ki, geçen seferki felakette bir tek o körlükten kurtulmuş, bu olayda mutlaka onun parmağı vardır” diyerek kadının peşine düşerler. Sonrası romanda saklı…
Körlük’te kurbanların hikâyesini anlatıyordu Saramago. Yetkililer de aynı felaketten muzdariplerdi. Herkes aynı hayatta kalma mücadelesinin bir parçasıydı. Temposu çok yüksek bir romandı. Bu defa durum bir hayli farklı. Yetkililerin boş oy karşısındaki abartılı tavırlarına ve durumu kontrol altına alma çabalarına odaklanmış Saramago. Boş oy kullanan şehir halkı hakkında çok şey söylemiyor. Siyasi figürlerin kendi aralarındaki diyaloglarına yer vermiş bolca. Bu da, romanın temposunu düşürüp yer yer sıkıcı hale getirmiş. Neyse ki, Saramago’nun kendine has mizah yüklü üslubu durumu kurtarmakta. Körlük’te tüm trajediye rağmen umut vardı. İnsana olan inancımızı ayakta tutan karakterler vardı romanda. Bu kez de öyle… Zor koşullarda bile sağduyulu ve vicdanlı davranabilen karakterler yaratmış yine Saramago. Romanın sonunu bir parça karanlık ve belirsiz bulsam da umut var. Bir şehrin yeniden “görmeye” başlayan insanlarının öyküsü ilginizi çekiyorsa, mutlaka okuyun derim bu romanı da.    
 

12 Kasım 2014 Çarşamba

Oğlumun Öyküsü – Nadine Gordimer


Oğlumun Öyküsü (My Son’s Story), 1923’te Güney Afrika’da doğmuş olan Nobel’li yazar Nadine Gordimer’in kariyerinde bir dönüm noktası olarak kabul ediliyormuş. Kitabın arka kapağında şöyle denmiş: “Önceki kitaplarında Gordimer, ırk ayrımının şiddetle yaşandığı, ırkçılığa karşı insanüstü bir direncin sürdürüldüğü Güney Afrika’daki Beyazların yaşam tarzını, kara derililere yaptıkları zulmü Beyazların ağzından yazmıştı. Oğlumun Öyküsü’ndeyse hem Beyazlarla Siyahları ayıran somut sınırı aşarak siyahların yaşam koşullarını irdeliyor, hem de romanı Siyahların ağzından, onların bakış açısıyla aktarıyor.” İlginç bir roman Oğlumun Öyküsü. İnsanı aynı anda birden çok konuda düşündürmeyi başaran kitaplardan. Fonda, ırkçılığa karşı verilen o büyük mücadele, iki çocuklu Siyah bir ailenin azar azar çözülüşüne tanıklık etmekteyiz. Direniş, liderlik, aşk, evlilik, aile, aldatma/aldatılma, karı-koca/anne-baba-çocuk ilişkileri büyük bir yetkinlikle ele alınmış Gordimer’in romanında.
Romanın başkahramanı Oğulcuk (Sonny), koşullarına inat kendini geliştirmeyi başarmış siyah bir öğretmen. Cesur ve lider ruhlu… Nitekim, kısa sürede ırkçı yönetime karşı verilen mücadelenin liderlerinden birine dönüşür. Hapse girer. Hapisteyken uluslararası bir insan hakları örgütünün temsilcilerinden beyaz bir kadınla tanışır. Ve birbirlerine aşık olurlar. Bu aşk, tüm yaşamı, öğrenmek/öğretmek, direniş hareketi ve ailesi üçgeninde geçmiş olan Sonny için daha önce hiç tatmamış olduğu yeni heyecanları getirir beraberinde. Bazen geri dönüşü mümkün olmayan bir yola girer insan. Beyaz kadınla yaşadığı aşk da öyle olur Sonny için. Düşüş çift yönlü olacaktır şüphesiz. Bir yandan direniş hareketi içindeki eski gücünü ve itibarını yitirirken, bir yandan da acımasızca aldattığı ailesi tarafından yalnızlığa ve ilgisizliğe terk edilecektir. Elbette ki, aşka da her zaman güven olmaz. Güzel, sade bir roman Oğlumun Öyküsü… Nadine Gordimer’i ilk kez okuyacak olanlara tavsiye edebileceğim iyi bir başlangıç kitabı.