13 Mayıs 2015 Çarşamba

Tüketilen Değerler ve Gençlik – Erdal Atabek


Siz de benim gibi orta yaş ve üstü gruba mensupsanız muhtemelen dünyanın gidişatı konusunda karamsar düşünceler üretmeye meyillisinizdir. Elbette zamanlar değişir, her nesil kendisinden sonra gelenleri acımasızca eleştirmeye bayılır ama ya değişen insanı insan yapan temel değerlerse? Cumhuriyet’teki köşe yazılarından tanıdığım ve büyük bir beğeniyle takip ettiğim Erdal Atabek tarafından kaleme alınmış Tüketilen Değerler ve Gençlik, tüm dünyada yaşanan bir değerler aşınmasından, bir çöküşten söz ediyor. Atabek bir tıp doktoru. Doğru teşhisin tedavi açısından taşıdığı hayati önemi çok iyi biliyor. İnsanlar gibi toplumların da hastalanabileceği gerçeğinden yola çıkarak, teşhis ve saptamalarda bulunuyor kitabında. Bu açıdan, Tüketilen Değerler ve Gençlik bir uyarı niteliği taşımakta… Aşağıdaki satırlar kendisine ait:
“Öncelikle, her kuşak, kendinden sonraki kuşakları ‘değerleri yozlaşmış kuşaklar’ olarak görür ve bu değişime ahlaki bir yük yükleyerek olumsuz bakar ki bunu doğru bulmam. Salt bu açıdan değerlendirmek, ‘eskimiş olanın yeniye bakışı’ gibi nesnellikten uzak bir nitelik taşır. Kendimizi bu duygusallıktan ve bundan kaynaklanan öznellikten korumamız gerektiğini düşünürüm.
Sosyal değerler değişiminin gelişmenin, ilerlemenin doğal bir sonucu olduğunu unutmamak gerekir. Nasıl bir köy ölçeğinde oluşan sosyal değerler, kent ölçeğinde değişirse, yerel ya da ulusal ölçekli değerler de evrensel ölçülerde değişir; bu doğal karşılamamız gereken bir değişimdir.
Öyleyse bizi tedirgin eden, yadırgatan, ‘böyle olmamalı’ dedirten değişim nedir? Neden kendimizi daha rahat duyumsamıyoruz? Neden bize ‘işte, olması gereken buydu’ dedirtmeyen pek çok şey var?
Tam tersine, ‘birey olmaya çalışırken bencil olanlar’dan söz ediyoruz. ‘Özgürlük bu değil, bu başıboşluk, bu sorumsuzluk’ dedirten yanlış anlama ne? Hepimizi rahatsız eden şu ‘ben daha üstün olmalıyım, ben daha üstünüm, herkes bunu görüp kabul etmeli’ yarışının amansız tozu dumanı nereden geliyor?
İşte anlamaya çalıştığımız budur.”
Erdal Atabek, kitap boyunca, insanı insan yapan değerlerin, sevginin, saygının, güvenin ve dayanışmanın hiçbir anlam ifade etmediği, emeğin, üretici ve yaratıcı olmanın küçümsendiği, her şeyin, herkesin çılgınca tüketildiği bir dünyadan söz ediyor. Paraya tapılan, eşitlik anlayışının yerini üstün olmaya ve bencilliğe bıraktığı, yaşam kalitesinin parayla satın alınabilecek şeylerle ölçüldüğü bir tüketim düzenini anlatıyor. Acımasız kapitalist sistemin tüm dünyada yarattığı bu değerler kaymasının ülkemizdeki yansımalarını da değerlendiriyor elbette. Bu çerçevede, değişen Cumhuriyet değerlerini ve değişimin etkisi altındaki gençliği de ele alıyor. Büyük bir ilgiyle okunan, güzel yazılmış bir kitap Tüketilen Değerler ve Gençlik. Değişen dünya sizi de huzursuz ediyor ve bir sürü soru kafanızı kurcalıyorsa, bu kitabı sevebilirsiniz.

2 yorum:

  1. Uzun süredir yoktunuz, bloğu bıraktınız sanmıştım. Ciddi yorumların yapıldığı blogların azlığı yanında bir de sık güncellenmemesi beni üzüyor.
    Bol okumalı günler sizin olsun

    YanıtlaSil
  2. Maalesef son zamanlarda blogla çok ilgilenemedim. Ne istediğim kadar çok okuyabildim, ne de bloğa giriş yapabildim. Ama hala buradayım ve umarım daha sık yazabilirim. İlginiz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yayınlarınızı büyük bir merakla takip ediyorum.

    YanıtlaSil