19 Haziran 2015 Cuma

Çocuğunuza Sınır Koyma – Robert J. Mackenzie


Tavsiye üzerine okuduğum bir kitap Çocuğunuza Sınır Koyma (Setting Limits: How to Raise Responsible, Independent Children by Providing Clear Boundaries). Yazarı psikolog ve aile terapisti Robert Mackenzie. Çocuk eğitimine dair, anne babalar için hazırlanmış ve 1998 yılında yayımlanmış bir kitap. Malûm, çocuk yetiştirmek zor ve son derece önemli bir iş… Hepimiz sağlıklı, kendine güvenen, bağımsız ve sorumluluklarını bilen çocuklar yetiştirmek isteriz. Bu açıdan, bu konuda yapılmış çalışmalar, yazılmış kitaplar yol gösterici olmaları sebebiyle önem taşımakta. Kısaca kitaptan söz etmek istiyorum.
Kitap, çocuğun sınırlarını net bir biçimde koyarak, yanlış davranışlara son vermek için yapılacaklar konusunda yöntemler içeriyor. Sınırların neden önemli olduğu sorusuyla başlıyor. Buna göre, sınırlar çocukların yaşadıkları ortamı kavramalarını sağlamakta. Çocuklar yaşadıkları ortamın kurallarını anlamak, ne kadar ileri gidebileceklerini ve fazla ileri gittiklerinde neler olacağını bilmek isterler. Kontrolün kimde olduğunu bilmeleri önemlidir. Sınırlar koymak, çocuklara keşif yapma ve öğrenme fırsatı vermekte. Sınır koymak dinamik bir süreç… Çocuklar büyüdükçe sınırlar ve kurallar da değişmekte. Ayarlama yapmak, dengeyi sağlamak gerekir. Aşırı kontrollü, kontrolsüz ve tutarsız sınırlar sağlıklı deneme ve keşifleri, sorumluluk kazanmayı engeller. Çocuğun ihtiyacı olan, dengeli bir özgürlüktür.
Peki kurallar nasıl öğretilir? Sözler ve davranışlarla elbette… MacKenzie üç eğitim modelinden söz etmekte. Yumuşak yaklaşım, demokratik yaklaşım ve cezacı yaklaşım… Her biri farklı özgürlük düzeylerini ifade ediyor. Yumuşak yaklaşım sınırsız özgürlüğü, demokratik yaklaşım sınırlı özgürlüğü, cezacı yaklaşım ise özgürlüğün olmadığı sınırları… Cezacı yaklaşımın halen tüm dünyada yaygın biçimde kullanılmakta olduğunu söylüyor kitabın yazarı. Bu yaklaşımda ebeveyn, polis, dedektif, yargıç, gardiyan gibi davranmakta… Hata bulmak, suç belirlemek, suçlamak ve ceza vermekle çocuklara kuralları öğretebileceğini sanıyor. Verilen ceza oldukça ağır ve fiziksel cezayı da içermekte çoğu zaman. Tehdit, alay, küçümseme, suçlama, vurma gibi aşağılayıcı yöntemler sıkça kullanılmakta. Sonuç, doğal olarak ve de maalesef, öfke, inat, intikam, isyan, korku, aşağılanma, sindirilme…
Yumuşak yaklaşım ise cezacı yaklaşıma bir tepki olarak doğuyor. Özellikle de 60’lı ve 70’li yıllarda çok rağbet görüyor. Özgürlük, eşitlik ve karşılıklı saygı prensibine dayalı yeni bir yöntem olarak uygulansa da işler göründüğü kadar kolay olmuyor ve bu yöntem başarısız oluyor. Sebebi de, bu yaklaşımda kesin sınırların olmaması. Bu da, çocukların özgürlüklerini sorumluluk bilinciyle yaşamalarını engelliyor. Uzun açıklamalar, nasihatler, akıl/mantık yürütmeler ve ikna çabaları maalesef işe yaramıyor. Ucu açık mesajlar çocuğu sınırları zorlamaya itiyor. Sözlü mesaj net olmayan bir biçimde dur derken, davranışlarla desteklenmediğinden işe yaramıyor.
Cezacı ve yumuşak yaklaşıma alternatif ise her iki tarafın da kazandığı demokratik yaklaşım. Bu yaklaşımda, çocuklar kuralları net/kesin mesajlarla yani sözlerle ve sözleri destekleyen davranışlarla öğrenmekte. Beklenti ve kurallar açık. Bunlara uygun davranılmazsa ne olacağı belli. Bu sayede çocuk sonuçlara katlanmayı öğrenmekte. Böylece sorumluluk sahibi, kurallara saygılı ve benlik kontrolü olan çocuklar yetiştirmek mümkün. MacKenzie’nin özellikle üzerinde durduğu nokta, sözlerimizle davranışlarımızın birbirini tutmak zorunda olduğu. Aksi halde, çocuklar bizi ciddiye almazlar ve bildiklerini okurlar. Teori ve pratik uyum içimde olmalı bu yaklaşıma göre.
Kitabın son bölümleri, ergenlere sınır koyma, hiperaktivite ve dikkat eksikliği olan (ADD’li) çocuklara yardımcı olma, çocukların ev işlerine katılması ve ev ödevi gibi konulara ayrılmış. Ev işlerinin çocuğa sorumluluk kazandıracağı, erken yaşta başlanmasının da avantaj olduğu söylenmekte. Çocuk bu sayede kendini ailenin bir parçası olarak hissediyor. Ev ödevine ayrılmış bölümde ise ödevin, becerileri geliştirici, sorumluluk, öz disiplin, bağımsızlık, azim ve zaman yönetimi kavramlarını öğretici amacı vurgulanıyor. Anne babaların ev ödevine katkısını ise çocuğun ödev yapmaya düzenli bir zaman ayırmasını sağlamak, düzenli ortam ile gerekli araç gereç sağlamak olarak sınırlamakta. Yardım ise mümkün mertebe az olmalı…
Çocuğunuza Sınır Koyma, kolay okunan, mesajını/derdini çok açık bir biçimde ortaya koyan bir kitap. Gerçek hayattan örneklerle, kendi tecrübeleriyle destekliyor anlattıklarını MacKenzie. Her ne kadar bazı noktalarda çok fazla tekrara düşmüş olsa da, anne babalara ve çocuk eğitimiyle ilgilenen herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.

4 yorum:

  1. Çok güzel bir anlatım yapmışsınız. Bir baba olarak yazdıklarınıza ek olarak aile içindeki uyumda önemli bence. Mutlu bir yuva mutlu bir çocuk demek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız Abdullah Bey... Yorumunuz için de teşekkürler...

      Sil
  2. Pratik uygulamaya yönelik olması ve çok fazla somut örnek içermesi ile klasik ebeveyn kitaplarından ayrılan, çok beğendiğim bir eser.

    Çocuğunuz var mı bilmiyorum. Bu kitapların elbette faydası oluyor ama çocuk büyütmek her gün aynı sahnenin defalarca tekrarlandığı upuzun bir yolculuk. Okumak yetmiyor tam da bu nedenle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size katılıyorum. Bazen bu tip kitaplar çok şey söylüyor gibi yapıp aslında bilmediğiniz hiçbir şey söylemiyorlar. Ve her çocuk ayrı bir dünya gerçekten de. Her evin kendine özel dinamikleri var. Bu kitabı bir uzman tavsiyesi üzerine okudum. Bana bir şey katmadı demek haksızlık olur. Özellikle de çocuğa kuralları öğretirken net/kesin olmak gerektiği konusuna yaptığı vurgu önemliydi. Bazen fazla yumuşak olduğumu fark ettim mesela.

      Sil