2 Temmuz 2015 Perşembe

Arjantin Rüyası – Tuğrul Türkkan


Arjantin’e olan ilgimin tam olarak ne zaman başladığını hatırlamıyorum. Rus edebiyatı sayesinde Rus kültürüne ilgi duymaya başlamamdan hemen sonra olsa gerek. Biz çocukken yayınlanan ve çok sevilen bir Arjantin dizisi vardı TRT2’de. Manuela… Aşk, entrika, Julio Iglesias’ın muhteşem sesi ve şanslıysak ucundan kıyısından görebildiğimiz Buenos Aires sokakları… Her şey o sevimli diziyle başlamış olabileceği gibi, Julio Cortázar’dan okuduğum ilk kitap olan Bir Sarı Çiçek’in üzerimde yarattığı etkiyle de başlamış olabilir. Tango müziğine duyduğum sevgi ya da Arjantin, Buenos Aires adlarının büyülü tınısı da yeterli olmuş olabilir pekâlâ, kim bilir… Peki ya 1986 Dünya Kupası’nda Arjantin’in İngiltere’yi 2-1 yenmesi? O zamanlar Falkland Adaları mevzusunu henüz bilmiyor olsam da, muhtemelen sezgilerim Arjantin’i tutmam gerektiğini söylüyordu bana… Sözün kısası, hâlâ gitmeyi başaramamış olsam da, Arjantin o ya da bu biçimde hep çağırmakta beni.
Tuğrul Türkkan’ın ilk kitabı Arjantin Rüyası’na kayıtsız kalamamış olmam da hep bu yüzden… Özel bir şirkette bölge satış müdürü olarak çalışan Kerem Laçin’in yollarda yaşadığı bir dizi zorluğun ardından Buenos Aires’e varışıyla başlıyor roman. Havaalanında tesadüfen tanıştığı yeşil gözlü güzel kız ve kızın peşinde olduğu Rosa Verde (Yeşil Gül) Kerem’in tüm Arjantin seyahatinin seyrini değiştirmeye yetiyor. Romantik/melankolik Kerem ile yine tesadüfen tanıştığı hedonist/entelektüel dolandırıcı Babek, genç kızın ve yeşil gülün peşinde, Buenos Aires’ten Patagonya’ya uzanan bir yolculuğa çıkıyorlar. Romanın baştan sona Arjantin’le dolu olması bir yana, kitapta beni en çok etkileyen, yazarın, birbirinin taban tabana zıttı olan – ya da sadece öyle görünen -  iki erkek karakterin ruh dünyalarını yansıtmadaki yetkinliği oldu. Babek’in gizemli halleri, huzursuzluğu ya da Kerem’in kitap boyunca, yer yer geriye dönüşler sayesinde öğrendiğimiz geçmişi ve bunların okuyucuya aktarılışı bir ilk roman için oldukça başarılıydı bence. Herkes az ya da çok bir şeylerden kaçar sanırım. Ve bazen yaşama tutunabilmek için küçük bir neden yeterlidir.    

4 yorum:

  1. Bence de güzel bir ilk kitaptı :)
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Biraz önce başka bir blogda daha gördüm, herkesin iyi bildiği ve sevdiği bir kitap galiba... bana ise hiç tanıdık değil... neyse öğrenmiş oldum :) teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim Gül Hanım :) Sanırım bu ara tanıtım döneminde kitap...

      Sil