19 Ocak 2016 Salı

Otel Francfort – David Leavitt


Amerikalı yazar David Leavitt tarafından 2013 yılında yayımlanmış olan Otel Francfort (The Two Hotel Francforts) Lizbon’da geçen çok iddialı olmayan bir kitap. Sene 1940… İkinci Dünya Savaşı başlayalı fazla olmamış. Salazar’ın yönetimindeki Portekiz henüz tarafsızlığını korumakta ancak ne zaman ne olacağı hiç belli değil. Yaşamını tehdit altında hisseden herkes bir şekilde Avrupa’dan kaçma derdinde. Bu koşullarda Lizbon limanı binlerce göçmen için hem güvenli bölge hem de bir çıkış kapısı.
Uzun yıllardır Paris’te yaşamakta olan Amerikalı Winters çifti de Lizbon’da kendilerini ülkelerine götürecek olan gemiyi beklemekteler. Bazen basit bir karşılaşma yaşamımızın tüm akışını değiştiriverir. Winters çifti için de aynen öyle oluyor işte. Avare avare gemilerinin geleceği günü beklerken bir kafede kendileri gibi Amerikalı bir karı koca ile tanışıyorlar. Ve bu tanışma dördünün de yaşamını etkileyecek bir ilişkiyi beraberinde getiriyor.
Kitap, okuyucuyu yaşam, evlilik, cinsellik ve kimlik gibi olgular üzerine bir biçimde düşündürtmeyi başarıyor, bu doğru… Ancak benim açımdan en ilginç yanı, savaşın sıradan bireysel yaşamlar üzerine yarattığı etkiyi hissettirmeyi başarması oldu. Evet, büyük trajediler, büyük yıkımlar ve acılar yok bu kitapta. Hatta gayet keyfi yerinde bir Lizbon var. Ama yine de gerek ana karakterler gerekse de az sayıdaki yan karakter aracılığıyla, kimsenin, en keyfi yerinde olanın bile, uğursuz bir savaşın etkilerinden kaçamayacağını gösteriyor okuyucuya.
Kitaba dair yetersiz bulduğum nokta ise, Lizbon’u hissedememek oldu. Bazen bir yazar hiç bilmediğiniz bir şehri öyle başarılı bir biçimde fon yapar ki kitabına, siz deli gibi o şehri görmek, bilmek istersiniz. Maalesef, David Leavitt bunu yapmaya çalışmışsa da çok başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Şehre dair tüm semboller bir merak uyandırmaktan çok uzak bir biçimde, hatta yer yer akışı zedeleyecek biçimde serpiştirilmiş romana. 
 

4 yorum:

  1. Kitabı okumakta tereddütte kaldım şimdi. Zira çok yakın zamanda yazdığım bir yazıda veya yorumda -şimdi hangisi olduğunu tam hatırlamıyorum- öykünün fonunda zamanını anlatan kitapların daha güzel olduğunu yazmıştım. Eğer hikaye için sadece yer ve zaman belirlenmiş ve başka bir şey yoksa sadece okumak için okunur mu bilmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şayet kitaptaki iki çiftin hikâyesi daha güçlü, daha etkileyici olsaydı, belki zamana ve yere dair yazarın eksik bıraktıkları çok hissedilmezdi. Ancak maalesef hikâye de biraz zayıf kalmış gibi. Bu nedenle hararetle tavsiye edebileceğim bir kitap değil.

      Sil
  2. Arka fonda kalan şehri hissetirememe durumu çeviriden de kaynaklanıyor olabilir.

    Bu arada kitabı çok güzel anlatmışsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklı olabilirsiniz... Çok teşekkürler bu arada :)

      Sil