13 Ocak 2016 Çarşamba

Sessiz Ev - Orhan Pamuk


1983 yılında yayımlanmış olan Sessiz Ev, Orhan Pamuk’un ikinci romanı. İlki Orhan Kemal Roman Ödülü’nü almış olan Cevdet Bey ve Oğulları… Orhan Pamuk edebiyatına Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı gibi romanlarla giriş yapmış ve yazara pek de ısınamamışsanız, kesinlikle önce Sessiz Ev’i, ardından da Cevdet Bey ve Oğulları’nı okumanızı öneririm. Gerek dil kullanımı, gerekse anlatımıyla farklı bir Orhan Pamuk keşfedeceğinizden emin olabilirsiniz. Daha mesafesiz, daha samimi ve daha az karmaşık…
Gelelim romana… Roman, İstanbul yakınlarındaki Cennethisar kasabasında geçiyor. 1980’li yılların başı… Fonda sağ-sol çatışmaları… Hikâye, biri lise, diğeri üniversite öğrencisi, en büyükleri de tarihçi üç kardeşin doksanlık babaannelerine yapmış oldukları ziyaret etrafında şekilleniyor. Yaşamının yetmiş yılını, siyasete meraklı doktor kocasının Osmanlı’nın son dönemlerinde sürgün olarak gönderildiği bu küçük kasabada geçirmiş olan yaşlı kadın, huysuz, kötücül ve günah düşüncesiyle kafayı bozmuş takıntılı biri. Evde cüce bir uşakla yaşamakta ki, geriye dönüşler sırasında cüce uşağın aslında üvey oğlu olduğunu öğreniyoruz. Merhumun evdeki hizmetçiden olma iki çocuğundan biri. Roman beş kişinin ağzından, birinci tekil şahısta, yer yer bilinç akışı tekniği ile yazılmış. Bu anlamda, klasik bir romandan söz etmek olası değil. Yazar, geçmişi ve şimdiyi, sırayla, yaşlı kadın, cüce uşak Recep, zengin olma hayalleri kuran liseli torun, hayalperest ve içkici tarih doçenti torun ile Recep’in yeğeni Hasan’ın ağzından anlatmakta… Yaşlı kadının doksan yıllık anıları ile o kısa ziyarette yaşananlar iç içe geçmiş durumda.
Neyi temsil etmekte tüm bu karakterler? Geriye dönüşler sayesinde tanıma fırsatı bulduğumuz dede romanın belki de en ilginç karakteri… Doğu’nun geri kalmışlığından dini sorumlu tutan, eşitlikçi, insancıl ve bir o kadar da hayalperest bu adam, sürgündeki tüm yaşamını ve ailenin kaynaklarını büyük bir ansiklopedi yazma hayali uğruna harcıyor. Karısı ile arasında kapanması mümkün olmayan uçurumlar var. Romanın bir diğer ilginç kişisi cüce uşak… Anılara dönüşler sırasında onun hikâyesini de öğrenme fırsatı buluyoruz. Romandaki tüm karakterlerin kendilerine has düşünceleri, hayalleri ve takıntıları var.  Ortanca torun Nilgün hariç, romandaki tüm ana karakterlerin iç sesine tanıklık etmekteyiz. Yazar, romanın kendisiyle barışık neredeyse tek karakteri olan Nilgün’ü neden diğerlerinden ayırmış? Romanın oldukça sert, vurucu bir finali var. Finalin bunda bir etkisi olabilir mi?
Sessiz Ev, insan doğasına, iyilik ve kötülüğe, yalnızlığa, bitmek bilmeyen Doğu-Batı çatışmasına, hayallere ve aile ilişkilerine dair çok şey söyleyen güzel bir roman. Tüm sadeliği ve samimiyeti içinde, okuduğum en etkileyici Orhan Pamuk kitabı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

8 yorum:

  1. Bir arkadaşım Orhan Pamuk okumak istiyorum ama ne okuyacağımı bilmiyorum diyordu. Bu yazıyı ona gönderdim, bence yardımcı olacaktır.

    YanıtlaSil
  2. Orhan Pamuk'u öncelikle bir aydın ve memleketsever görmediğim için okumuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkür ederim Bilgehan Bey... Bu arada, Böll okumalarınızı çok sıkı takip ettim. İlk fırsatta ben de Böll okumak istiyorum.

      Sil
  3. Orhan Pamuk hiç okumadım ama denemeyi istediğim bir yazar. Sessiz Ev'i sevdim gibi :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir başlangıç yapmak için çok uygun bir kitap :)

      Sil
  4. Bu siteyi googlede şans eseri buldum, kitapları çok seven biri olarak siteyi de çok sevdim bundan sonra takip edeceğim :) Kitaplar bizim herşeyimizdir.

    YanıtlaSil