7 Mart 2016 Pazartesi

Senyora Berg – Soledad Puértolas



Çağdaş İspanyol Edebiyatı’nın en önemli yazarlarından biri olan Soledad Puértolas, iç dünyası zengin, duyarlı, hayatı yaşamaktan çok düşünmeyi ve izlemeyi tercih eden roman karakterleri yaratmada çok başarılı. Senyora Berg’in (La señora Berg) Mario’su da o karakterlerden biri… Romanın hem anlatıcısı hem de başkahramanı olan Mario Madrid’te yaşayan, orta yaşlı bir erkek. Mimar ve iki çocuklu… Neredeyse tüm yaşamını düşünerek ve gözlem yaparak geçirmiş bir hayalperest… Karamsar bir hayalperest...
Geçmişine, anılarına dönmesiyle, genç Mario’nun arkadaşının annesi ve üst kat komşusu gizemli Senyora Berg’e aşık olduğunu öğreniyoruz. Platonik ve takıntılı bir aşk bu… Hassas bir erkeğin tüm yaşamına ve kadınlarla olan ilişkilerine etki edecek kadar da derin… Senyora Berg bir ideal… Asla ulaşılamayacak, gerçekleşemeyecek bir düş… Mario’nun gözünden bu güzel ve gizemli kadını tanımaya çalışıyoruz. Ancak yanıltmasın. Hikâye aslında Senyora Berg’in değil, Mario’nun hikâyesi… Mario’nun gözünden annesini, kız kardeşini, kendisini terk eden karısını ve kızlarını tanıyoruz. Bu arada, Senora Berg sahneye bir giriyor bir kayboluyor.
Romanı, bütün güzellikleri bir yana, sırf Mario’nun annesiyle olan ilişkilerini değerlendirdiği bölümler için bile okumaya değer. Mario ölmeyi bekleyen annesinin başucunda, aslında yapabilecekken, buna fırsatı varken, annesini hiç tanımaya çalışmamış olduğunu pişmanlıkla fark ediyor. Duygusu çok ağır bir bölüm bu. Yazar büyük bir başarıyla Mario ile empati kurmasını sağlıyor okuyucunun. Ve gizlice soruyor: Sizler en yakınlarınızı gerçekten ne kadar tanıyorsunuz?   

2 yorum:

  1. Tanımıyoruz galiba....Kimileri de gerçekten tanımak mümkün değil birini, diyorlar. Bilmem ki ne yapsak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Zor bir durum gerçekten. Bazıları için çaba harcamaya değer galiba...

      Sil