4 Mayıs 2016 Çarşamba

Genç Bir Köy Hekimi – Mihail Bulgakov


Bu güzel kitabın son birkaç yıldır bu kadar popüler olmasında başrollerini Mad Men dizisinin efsane Don Draper’ı Jon Hamm ile Harry Potter’dan bildiğimiz Daniel Radcliffe’in paylaştığı BBC yapımı şu meşhur mini dizinin (A Young Doctor’s Notebook) ne kadar rolü var acaba? Öyle ya da böyle benim gibi kitabı henüz okumamış olanlarda büyük bir merak uyandırdığı kesin. Ayrıca eklemeden geçmeyelim, dizi bir hayli de başarılı. Edebiyat uyarlamalarında sinema ve dizi dünyasının çoğu zaman çuvalladığını düşünenlerdenseniz bir de bu diziyi görün derim. Gelelim Bulgakov’a ve kitabına…
20. yüzyıl Rus edebiyatı 19. yüzyıl Rus edebiyatı kadar muhteşem olmasa da, nihayetinde Bulgakov (1891-1940) gibi önemli isimleri çıkarmayı da başarmış. Köpek Kalbi, Genç Bir Köy Hekimi ve elbette ki Usta ile Margarita’nın Kiev doğumlu yazarı Sovyet rejiminden hayli çekmiş. Kitapları ancak Stalin’in ölümünün ardından yeniden basılabilmişler. Tıpkı Çehov gibi Bulgakov da tıp doktoru. Birinci Dünya Savaşı yıllarında okuldan mezun olur olmaz gönüllü olarak küçük bir köy hastanesinde çalışmaya başlamış. Ancak kısa sürede doktorluğu tamamıyla bırakarak kendini yazmaya adamış.

 
Genç Bir Köy Hekimi’nin ortaya çıkmasında yazarın taşrada genç ve tecrübesiz bir doktor olarak geçirdiği dönemin büyük önemi olsa gerek. Bir yandan, sürüp giden dünya savaşı, 1917 Devrimi ve onu takip eden iç savaş, diğer yandan taşra koşulları, yalnızlık, yoksulluk ve cehaletle belki de ilk karşılaşma… Tüm bunların düşünen ve hisseden genç bir insan üzerinde büyük bir etki yaratması kaçınılmaz. Nitekim, Genç Bir Köy Hekimi de A’dan Z’ye olmasa da otobiyografik unsurlar taşıyor gibi.
Kitap bir roman değil, bir öykü kitabı aslında. Ancak kitapta yer alan dört uzun öykü – Bir Doktorun Olağanüstü Serüvenleri, Genç Bir Köy Hekiminin Hatıraları, Ben Öldürdüm ve Morfin – öylesine birbirinin devamı gibi ve birbiriyle ilintili ki, onların ayrı birer öykü değil, bir romanın bölümleri olduğunu düşünüyor insan. Kitabın tıp fakültesini dereceyle bitirmiş Moskovalı genç kahramanı kendini birdenbire taşrada, soğuğun, yalnızlığın ve adını o güne kadar sadece okulda ve kitaplarda duymuş olduğu bir dolu sağlık sorununun ortasında buluyor. Yazarın müthiş bir mizah duygusuyla anlattığı ilk iki öyküdeki neşeli ruh hali, üçüncü öyküyle birlikte yerini yavaş yavaş salt gerçekliğe ve umutsuzluğa bırakmakta. Kitap bittiğinde keşke daha uzun olsaydı diyor insan ve keşke finali daha umutlu olsaydı…

5 yorum:

  1. Bu yazar da okunacaklar listemde her ne kadar kitaplarını henüz almamış olsam da.. Sıralarını bekliyolar.
    Hele böyle kitap yorumlarına güvendiğim arkadaşlarım paylaşınca daha bir çabk bitirmek istiyorum elimde ki kitapları. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülşah'cığım yorumun için çok teşekkür ederim :) Senin de beğeneceğini tahmin ettiğim bir kitap. Görüşmek üzere...

      Sil
    2. O zaman alınacaklar listesinde başa koyuyorum. :)
      Görüşmek üzere canım.
      İyi pazarlar. :)

      Sil
  2. Okumaya değer bir kitap sanırım

    YanıtlaSil